üzülmek istemeyenler için tavsiyeler

sonrasında pişman olup, üzülmek istemeyenlerin mutlaka kulak vermesi gereken tavsiyelerdir.

1.mutlaka bir şekilde üzüleceksiniz, kaçış yok; o halde büyük oynayın üzüldüğünüze değsin.
devamını gör...
beklentilerinizi düşük tutun,
pek kimseye güvenmeyin,
kendi işinizi kendiniz yapın,
hayatınızda fazla insan bulundurmayın,
ikili ilişkilerde kimseyi kendinizden çok sevmeyin ve kimseye de ederinden fazla değer biçmeyin,
üzüntülerinizi uzun süre yaşamayın, gitmelerine izin verin.

gibi gibi şeylerdir.
devamını gör...
beklentileri yüksek tutmamak.
iyi olana değer vermek.
insanlara yardım etmek.
yardımın kıymetini bilene daha çok yardım etmek.
paraya, mala, mülke tapmamak.
hayatta herşeyin mükemmel olamayacağını kabul etmek.
sevilen insanlara değer vermek.
ancak ilk madde yine karşımıza çıkıyor burada. sevilen kişiye karşı beklentiyi yüksek tutmamak. zira zamanla insanlar değişebilir.
güzel insanlar var.
cüzdanımı kaybettiğimde çok üzülmüştüm. ama biri bulmuş, face'de aratmış (kimliğimde adım-soyadım var sonuçta), bana ulaştı ve cüzdanımı aldım.
öncelikle biz ahlaki açıdan güzel olmalıyız. üzmemeliyiz.
devamını gör...
üzülmekten bu kadar korkmayın lan.

"zaten sürekli mutlu olamaz bence insan. sürekli mutlu da olmamalı, olamamalı. şimdilerde bu çok matah bir şey gibi anlatılıyor. insanın her an mutlu olmaması tedavi edilmesi gereken bir hastalıkmış gibi. başarı sürekli mutlu olmakla ölçülen bir şeymiş gibi... sanki sürekli gülmeye mecburmuşuz gibi, her acımızı unutmakla daha iyi insan olacakmışız gibi... sanki herkes tesirli bir uyuşturucunun etkisi altında gibi umursamaz. acı çekmiyor, canı yanmıyor, hissiz. her acıdan, her yaradan bir an önce kurtulup yoluna devam etmek, fotoğraflarda gülümsemek ya da sadece gülümseyen fotoğraflar paylaşmak hayatın amacıymış gibi. içten içe kendimizi bile inandırmayı başarabildiğimiz bir sahtelik var sanki bu işte. ne diyordu calvino abimiz, bir süre sonra bu sahtelikle o kadar bütünleşiyor ki insan, onu hakikatin yerine koyuyor, hakikat olabilir mi bu gerçekten? acı çekmiyorsa, hissizleşmişse, ağlayamıyorsa karanlıkta ve yalnızken, bir sonraki kırmızı ışıkta unutabiliyorsa, bir önceki trafik ışıklarında boynunda açım yazısıyla dolaşan en fazla 6 yaşındaki çıplak ayaklı çocuğu.... bir terslik yok mu bunda? oysa acı çekmek iyidir bazen, insan olduğunu hatırlatır insana, yaşadığını hatırlatır. derin bir acıdan sonra gelen gülümsemenin o sıcacık, insanın içine sığmayan o duygusunun, fotoğraflarda somurturken çıkmaktan kaçınmak için taktığı maskeden daha değerli olur. "
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar