vahdet-i vücud

ibn arabi tarafından sistemleşŸtirilmişŸ bir tasavvuf düşŸüncesi. kısaca vahdeti vucüd, var olanın sadece Allah olduğŸunu, etrafımızda gördüğŸümüz eşŸyanın Allahâ’ın isim ve sıfatların bir gölgesi olduğŸunu, bu gölgenin de gerçek olmayıp hayali olduğŸunu böylelikle asıl var olanın sadece Allah olduğŸunu savunur. kısaca vahdeti vucüd, nereye bakarsan bak Allahâ’ı görmüşŸ olursun der. yani aslında "her şŸey oâ’dur"
devamını gör...
çok çetrefilli mevzudur. cedele götürür adamı. uzun yıllardır ilahiyatın meşgul olduğu ve fakat yine de fasid daireden kendini alamadığı mevzu yani. dikkat ama yani.
devamını gör...
manevi seyir sırasında ortaya çıkan yanlış keşiflerden birisidir.

kısaca manen yükselen bir kişinin, bir aşamada Allahü tealanın mevcudiyetinden başka bir mevcudiyeti göremez hale gelmesi ve bu yüzden de bütün varlıkların yaratanla bir olduğu zehabına kapılmasıdır diyebiliriz(karanlıktan güneşe çıkan insanın bir müddet gözlerinin kamaşması ve sadece ışığı görmesi gibi bir durum yani).

ibni arabi gibi Allah dostları bunu manevi yükseliş esnasındaki o sarhoşlukla söylemişlerdi. yani gerçekten de Allahü tealadan başka bir varlık göremez olmuşlardı ki bu mazur görülebilir. adam manevi bir cezbe halinde kapılıyor bu düşünceye, bu yüzden dinden çıkacak değil ya. zaten bu tür zatlar, vahdeti vücudu ibadetlerden yırtmak için bir vesile olarak görmemişlerdir.

fakat bugün bu yolu takip edenlerin çoğu, bu düşünceyi kitaplardan vs. almış, dolayısıyla herhangi bir manevi terakki esnasında gördükleri şeylerle buna itikad etmiş değiller. ibni arabi hazretleri büyük ihtimal affedilecektir bu düşüncesinden dolayı ama ibni arabinin arkasına sığınıp her türlü sapık düşünceyi islamiyete sokmaya çalışanlar ne yapacak çok merak ediyorum doğrusu.

tasavvufun bundan sonraki aşaması vahdet i şuhuddur ki işte gerçek olan budur. kişi, baktığı her mahlukta Allahın mevcudiyetini görür ama bunun vucuttaki bi birlik değil, kendi algısındaki, yani şuhuddaki bir birlik olduğunun bilincindedir.

imam ı rabbani hazretleri de vahdeti vücutçuluk için "baba mesleği" olarak bahseder mektubatında. ne zaman ki şah ı nakşibendi hazretlerinin bir sözünü görür, vahdeti vücut adlı karanlık vadiden vahdeti şuhuda yükselir.

özetleyelim: insan, her baktığı yerde Allahın mevcudiyetini görmelidir ama bunun vücuttaki birlik değil şuhuddaki birlik olduğunun da bilincinde olmalıdır efendim.
devamını gör...
varlığın bir olma hali de diyebileceğimiz bir terimdir. özellikle muhyiddin ibn arabi tarafından sistemleştirilmiş ve büyük sufilerin ekserisi tarafıntan kabul edilmiş bir düşünce sistemidir. burada akıldan çok keşfi bilgi vardır. sufi felsefesini ve keşfi bilgiyi kavrayamayan insanların asla anlayamayacağı bir düşüncedir bu. bu düşüncede her varlık Allah'tan bir parça falan değil - bu tamamen panteist bir düşüncedir ve vahdeti vücudla karıştırılır- meratibul vucud denilen varlık seviyelerine göre her varlığın kendi durumuna göre ilahi varlıkla bağlantısı vardır. aslında gerek eşari düşünce sistemi ve gerekse islam felsefesinde varlık felsefesi buna çok yakın bir şekilde ele alınır sonuçta Allah'tan bağımsız herhangi bir varlık yoktur. hallac'ın öldürülmesi bu yüzden olduğu gibi ibn arabi'ye şeyhi ekfer denilmesi de bu yüzdendir. oysa gerek yunus'un şiirleri ve gerekse mevlana'nın mesnevisi ve divanı vahdeti vucud düşüncesinin büyük sufiler tarafından nasıl da kabul edildiğini gösterir. bu düşünce sadece islam tasavvuf düşüncesinde değil özellikle uzak doğu dinlerinde bir hayli dillendirilmiş ve kabul görmüştür. fakat klasik fıkıh ve kelamcı bakış tarzında asla kabul görmemiş bir düşüncedir. sufilerle mollalar arasındaki en büyük çatışma noktalarından biri de işte budur. sözün özü vahdeti vucud okuyarak değil bizzat tecrübe edilerek anlaşılacak bir şeydir.

deniz tekdir dalgalar çoktur oysa dalgaların kendine ait bir varlıkıları yoktur. bir görünür sonra kaybolur ve tekrar denize karışırlar. işte denizi Allah olarak tasavvur edersek her şey sadece bir dalgadır. denizden ayrı sanırız dalgaları ama değildirler. bu sadece bizim gözlerimizin bizi yanıltmasıdır. bu bir örnekti..vahdeti vucudu biraz anlamak için özellikle meratibul vücudu iyi bilmek gerekir..zaten sufiler insanları böyle bir düşünceyi kabule çağırmamışlardır. zira mesele bir zevk bir keşf meselesidir. ve herkesin anlamsı da inanması da zaten gerekmez.
devamını gör...
evliyanın "kaddesallahu teala esrarehumul aziz" sözleri tevil edilir, yani islamiyete uygun mana verilir. "her şey o'dur" demek, "hiçbir şey yoktur, sadece o vardır" ya da "her şey ondandır" şeklinde anlaşılır.
devamını gör...
------ alıntı ------

Vahdet-i vücud etrafında çok şeyler söylendi, söyleniyor. Bu konudaki izahınıza çok ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.

Kişinin, Allah (c.c.)’ın kemal sıfatlarıyla muttasıf, noksan sıfatlardan beri olduğunu bilmesi, kulun da, O’nun mahluku, yaratığı olduğunu idrak etmesidir vahdet-i vücud.
Buz parçasının suda erimesi, benliğin Hak’ta kaybolmasından, irâdenin Allah’a teslim kılınmasından başka bir anlamı yoktur vahdet-i vücudun. Dikkat edilirse satır aralarında çoğu kez, vahdet-i vücuda atıf yapılmıştır.

Allah’ı gördüm, Allah’la konuştum diyen velilerin sözlerini okuyoruz. Bu görme ve konuşma konusunu biraz açar mısınız?

“Görmediğim Allah (c.c.)’a inanmam.” diyen Ali (k.v.), Allah (c.c.)’ın eserlerinin müşahede edilmesiyle, müessire; yaratılandan Yaratana ulaşılacağını ifade eder.
Cennette Allah (c.c.)’ın Cemâli’ni müşâhede etmek isteyen âşıklar, enfüs ve âfakta, kendi nefislerinde ve dışlarında zikrederler Mevlâ’yı.
“Sizden birisi Cenâb-ı Hak’la konuşmayı severse, huzur-ı kalble Kur’an okusun.” buyurur Efendimiz (s.a.v.).

------ alıntı ------
devamını gör...
ayak kaydıran bir inanış biçimi. subhanallah, demek ki bin arabi'nin söylediklerini ve sistematize hale getirdiği bu hintli inanışı, kapıdan kovulsa, bacadan girecek. ilim irfan namına, kuran ve sünnet namına hangi bilgiyi içinde barındırıyor da, bu vucütların birliği bir inanış haline geliyor anlamak güç doğrusu. eleştirenleri anlayış kıtlığı ile damgalayıp, siz bilmiyorsunuz, onlar Allah dostuydu gibi laflarla üstünü örtmeye çalışmak, nereden bakarsak bakalım boş iştir. bu işin batıl olduğu, ortaya koyan kişinin kim olduğunu bilmekte yatmaktadır. "bu inanışın insanın ayaklarını kaydıracağını bilmeyen bünyeler, kusura bakmasınlar ama ilk önce küfür ve şirk nedir, çeşitleri nelerdir, bunları bir araştırsınlar, Allah rızası için." ve bir zahmet, hintli budistleri yakından görmüş biri olarak, azıcık google'dan onların inanışlarını araştırsınlar ve sağlam kafayla vücutların birliği denilen safsatının arasındaki bağı bir kurmaya çalışsınlar.
devamını gör...
tasavvufi kavram ve tanımlamalarda işin özü şudur:
bu kavram ve tanımlamalar neredeyse tamamen kişisel olup, anlatılmak istenen şeyi anlayabilmek için ortaya atan ya da iddia eden kişinin bakış açısıyla bakmalı, onun gibi görmeli ve hatta onun gibi hissetmelidir. yani mantık ve akıldan ziyade manayla alakalıdır.
şöyledir böyledir demek herşeyi yutan bir kara deliğe taş atmak gibidir ki, bu da taşlar nereye gidiyor sorusunu sordurmaktan öteye götürmez. ancak bir kara delik de her zaman vardır..
devamını gör...
bilinegeldiği üzere ibn-i arabã® tarafından bu haliyle zikredilmemiş olup, bu lafzı ilk ibn-i arabã®'nin üvey oğlu sadrettin konevã®'nin talebesi saã®düddin el-ferganã® kullanmıştır. ibn-i arabã® kitaplarında el-vücud el-hakk vel-vahid der, yani tam anlamıyla tevhidden bahseder.
Esasen küfre götürecek bir lafız olmamakla birlikte, sadece imam-ı rabbanã® Hz., yeterli ruh ve ilim olgunluğunda olmayanlarca, yanlış anlamalara ve uygulamalara mahal vermemesi adına Her sey O'ndandır -vahdet-i åžuhud- lafzını öne çıkarmıştır.
devamını gör...
çok ince hususlar içerir ki; amellerde, imanda, takva husunda çok yol kat etmiş kişilerde zuhur etmesi söz konusudur. derin temaşalar sonucu kişinin Allah'ı görmesidir, her yerde, her noktada, her katrede. ilim konusunda derin bilgilere sahip olmak lazımdır ki vahdet-i vücud kavramı kişi için ortaya çıksın. bir mikroorganizmanın kompleks sisteminden tutun, su gibii basit görünen maddelerde ki güzidelikler ince ayrıntısına bilinmelidir. vahdet-i vücud u görmek; bir insana bakmak ile, bir çiçeğe, bir böceğe bakmak ile olmaz malesef onun için tartışılması söz konusu edilmemelidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar