varlık sancısı

ben neyim ve bu hal neyin nesi? sorularını sormakla başlayan sürecin ta kendisidir. bu soruyu sorana kadar hangi kesimden olursanız olun Allah'ın koruması altındasınızdır. acı çekmediğiniz, hiçbir fikre düşmanlık beslemediğiniz, laylaylom takıldığınız bir dönem. siz habersizce oyalanırken, rabbiniz sizi o çekeceğiniz döneme hazırlar. olgunlaşıp tahammül edebilecek sınıra dayandığınızda, bir sabah uyanırsınız ve iman ateşi yanan kalb buz gibidir.

ne oluyor, inancım nerede? soruları ilk sorulardır. bir boşluktur içinizdeki... anlamlandırılmaz bir şey. ama kurtulmanız gerektiğini de bilirsiniz.

sanki bir beşikte onca zaman sallandırılmışsınızdır da, şimdi rabbiniz sizi ortaya bırakmıştır ve yürümenizi istemektedir. kendin başarmalısın. kendin bulmalısın. kendin...
bu süreçte iki ihtimaliniz vardır. ya araştırmaya ve sabretmeye koyulur alim olursunuz, yada boşverirsiniz ve zalim olursunuz. arası var mı? ben görmedim.

Allah hiçbir kuluna kötülük etmeyeceği gibi, bu sınavı yaşayanlarda kötülüğe uğramazlar. aksine bu durumu kaldırabilecek kapasiteye sahip oldukları için bu durumu yaşarlar. nasıl ki bazı insanlar hastalıkla, bazı insanlar sakatlıkla, bazıları evlat bazıları ise mal ile imtihan oluyorsa, siz de bununla sınav olacaksınız. varlık sancısı... sancıların en acısı...

bilinmelidir ki, insan bunu yaşayan ilk kişi değildir. en başta peygamberimiz * o hep anlatılıp içi doldurulmayan 3 yıllık hira mağarasına çekilişlerinde bunu yaşamış olmalılar. yaşamalıydı ki rabbine ulaşsın. birçok alimin, birçok salih kulun yaşadığı bir durumdur. siz de yaşayacaksınız. bu duruma isyan ihanettir. Allah kulunu doğru yola götürmek için bunu yapar. çünkü siz bu olaydan önce boş yada gösterişe yönelik bir iman yaşıyor olabilirsiniz. tamamlanmanız için acı çekmeniz gerekir. çocukluktan çıkmak acı çekmekle olur. piştikçe iman edersiniz. hem ilmi hem manevi yönden durmadan araştırmalı, durmadan mücadele etmelisiniz. belki hergün tekrar namaza başlamalısınız. hergün yine tövbe edeceksiniz kim bilir. ama mücadele bırakılmamalı.

sonunda, ulaşılan nokta aklınızın aslında acziyetini kavradığınız nokta olacaktır. bu noktaya ulaşmanın belli bir süresi yoktur. bilinemez. hayırlısı ne zamansa o zaman olur. ama olursunuz. en azından ölürseniz o yolda ölmüş olursunuz. işte gerçek iman da budur.

devamını gör...
en güzel şu kelimelerle anlatılmıştır:

“…sevgi ve nefretlerden, bağlılıklar ve kutuplaşmalardan, yönelmeler ve arzulardan bir an uzaklaştığı zaman, düşünceleri ve duyguları üzerine öyle ani bir darbe iniyor ki… bu darbelerin altından kafasını çıkarıyor.. bir saat ya da saatlerce onun için yaşam duvarında beklemekteyken.. sanki birden her şey hareketliliğine son veriyor. zaman duruyor ve düşünme başlıyor. görünemeyen bir el yakasına yapışıyor ve onu sallıyor. sembolik bir güçse kafasına vurmakta.. ve ta derinlerden gelen sessiz bir çağrı yükseliyor:

-ey sen: var olmak! bu evren! yaşam, ömür, ölüm... ”* *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar