varoluşçuluk

1.
insanın biricikliğini savunan ve kişisel yaşanmışlıkların yaşam kurgusunu oluşturduğunu kabul eden düşünce akımı. akıllı bir varlık olan insanın, kendi dışında olan dünya ile çelişkisini konu alan varoluşçuluk; doğadaki iradî varoluş edilgenliğinin insan bilinciyle olan savaşımına dikkat çeker. bu mantığın bir sonucu olarak: bireysel özgürlük ve sorumluluk varoluşçuluk'un iki temel ögesi olarak ortaya çıkar.varoluşçulukta birey merkez olarak kabul edildiği için, öznel yargılar önemlidir ve bireyin yaşam içinde kazandığı deneyimler bilimsel ve felsefi uğraşlardan daha önemlidir. bunun bir sonucu olarak idealizm'daki tinsel ve doğrusal varoluşu reddeder, birey olmadıkça hiçbir şeyin olmadığı bulgusuna varır. böylece "hiçlik" akımda önemli bir doktrin halini alır. sonuç olarak, "var oluşun kendinden olduğu -varoluşun özden önce geldiği- varsayımına ulaşılır. varoluşçuluk genelde kötümserlik, bunaltı, özgürlük, başkaldırış ve umutsuzluk felsefesi olarak düşünülür. varoluşçuluk kierkegaard, dostoyevski,nietzsche (daha farklı bir biçimde olsa da), sartre, camus ve heidegger ile birlikte anılır.

isminden de anlaşıldığı gibi bireyin varoluşunu, özünden üstün tuttuğu için aynı zamanda topluma bir karşı çıkışı da içerir. bütün zaaflarıyla birlikte insanı ereklerini seçişinde özgür tutar.

devamını gör...
herkes farklı tanımlıyor. mesela:

benda usdışıcılık der...
marcel, özgürlük....
lukacs, idealizm...
banfi, pesimistlik...
wahl, başkaldırış...
weil, bunalım...
hamelin, bunaltı...
mounier, umutsuzluk...
foulque, saçmalık...
...

uzar da gider...
devamını gör...
varoluşçu felsefe düşüncesini temel olarak alan bütün düşünsel uğraşılara verilen ad. danimarkalı düşünür kierkegaard'ın büyük ölçüde başlattığı, aynı zamanda felsefenin öteden beri ele aldığı sorunları kökten yenilemeye çalışan, günümüz avrupa'sının bir çok düşünürünün yaşattığı akım.

varoluş felsefesinde, varlık sorunu insan olma sorunuyla bir bağlantı içine getirilir; bunun yanında felsefe yapmanın kaynağı olarak insan, varoluşu, sonluluğu, zamana bağlı oluşu ve tarihselliği içinde, yeni-bir düşünme tutumu ile ele alınır; özellikle insan varoluşunun anlamı söz konusudur. varoluşçuluk dünyada bulunan insan varoluşundan kalkarak onu kendine yabancılaşmadan kurtarmayı ister; özgürlüğü içinde insanın varoluşu ve insanın kendini ger. çekleştirmesi söz konusudur bu felsefede.
devamını gör...
insanların, ne tür insanlar olmaları gerektiğine ve neyi doğru veya yanlış olarak kabul edeceklerine ilişkin temel tercihlerle yüzleştikleri ve onlara bu tercihlerle yol gösterilmesinin bir yolu olmadığını savunan görüş. bu görüşe göre yalnızca olasılıklarla yüzleşmeli, kim olmanız gerektiğine dair seçiminizi yapmalı ve ondan sonra da buna uygun biçimde yaşamalısınız.
devamını gör...
insanı kendinden başka hiç kimsenin tanıyamayacağı, nasıl bir insan olunması gerektiğine karar veren tek merciin bireyin kendisi olduğu, insan eylemlerinin geçmişle ilintili olmayıp yalnızca bulunulan zaman içinde nazara alınması gerektiği; bireyin, davranışlarının tek sorumlusu olduğu, var olmanın tek amacının kendini gerçekleştirmek olduğu görüşleri üzerine kurulmuş felsefi akım.
varoluşçuluk insancıl psikolojinin de beslendiği bir akımdır ve carl rogers, abraham maslow gibi alanlarında otorite kabul edilen ruhbilimcileri etkilemiştir.
akımın sloganlarından biri şöyledir:

bugün, geriye kalan hayatının ilk günü.
devamını gör...
bence heidegger'e inat bir dil oluşturmuştur kendine varoluşçuluk. heidegger'de ki varoluş ve varlık ayrımını burada farklılaşır, çünkü ikisi bir araya getirilip bilinemezci sosla harmanlanıp sunulur. heidegger bile şaşırmıştır buna, ne bilem. der man zum tode kavramı ise bu akımın içinde salınır, tüm haşmeti ile.
devamını gör...
varlığı özden öte bir konuma çıkarmış felsefedir. insan için kullandığı öz tanımı, değişken bir nitelik gösterir. halbuki öz, insana insan olmasını sağlayan değerdir. bir başka şekilde ifade edecek olursak, özün varlığı insanı var eder. insan var olduğu için insan var olmaz. öz, değişmez bir nitelik taşır. yaratıcının insana bahşettiği varlık imzasıdır. sadece özü perdeleyen ve onun açığa çıkmasına engel olan kazanımlar vardır. iyi ya da kötü.

varoluşçuluk, her bakımdan insan doğasına aykırı bir felsefedir aslında. bireyselciliği ön plana çıkararak, modern dünyada var olan bireyselci düşünce diyalektiğine büyük kazanımlar sağlamıştır. günümüz dünyasındaki bencil ve pragmatist yaklaşımlar bireyselci düşüncenin öğütleridir bizlere.

evren hakkındaki düşüncesi de başlı başına bir hüsran. evrene mana verenin insan olduğunu iddia ediyor. halbuki evren başlı başına bir sanat eseridir. bir yaratıcının imzasını taşır. her noktasında ayrı bir geometrik düzen vardır.
devamını gör...
insanın doğuştan gelen verili bir doğası olmadığını savunan özellikle fransa'da büyük ses getirmiş düşünce akımı.

varoluşçulara göre varoluş denen şeyin belli bir özü yoktur.
varoluşçular evrenin belirli bir düzeninin olduğunu, bu düzenin doğa yasalarının bilinmesiyle anlaşılabileceğini reddeder. bu anlamda varoluşçulara göre gerçeklik ne rasyonalistlerin iddia ettiği gibi akılla ne de empirisistlerin iddia ettiği gibi deney yoluyla anlaşılabilecek bir şey değildir.

varoluşçuluğa göre evren kendi içinde tutarlı ve bütünlüklü akıl ve deney yoluyla kavranabilecek kadar açık bir dizge değildir.

varoluşçuluğu en kısa şekilde ifade etmeye kalkarsak:
ingilizce de 'take for granted' diye bir ifade vardır. bir şeyi verili olarak kabul etmek manasına gelir.
işte varoluşçulara göre evrende 'take for granted' ifadesinin kullanılabileceği hiçbir şey mevcut değildir.
devamını gör...
1. [fel.] [topb.] 2. dünya savaşının yarattığı kaygı, belirsizlik ve insan varlığının büyük tehlike içinde bulunduğu çöküş ortamında, bir arayış biçimi olarak ortaya çıkan ve varoluşun her zaman tek ve bireysel olduğu, insanın baştan verili bir doğası bulunmadığı, varoluşunun ona yüklenen her türlü özden önce geldiği felsefesi.

2. [yazb.] 2. dünya savaşı'ndan sonra fransa'da ortaya çıkan, kurucusu ve kuramcısı j. p. sartre olan, albert camus, simone de beauvoir gibi bu akımı benimseyen yazarların, insanın dünyadaki yeri, öbür insanlarla ilişkileri üzerinde durduğu, kişilere değil durumlara önem verdiği, değişik durumlarla karşılaşan insanların bu durumlar karşısında özgün davranışlarını saptadığı felsefe ve yazın akımı.

(alm. existenzialismus, m; fr. existentialisme, m; ing. existentialism)

*
devamını gör...
şu varoluşçuluğun ne anlama geldiğini bir türlü çözemedim.
bunu basit yoldan anlatabilecek biri var mı?
bende mi problem var yoksa alayı anlamıyor anlıyormuş gibi mi yapıyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar