ve gecenin şiiri


cahit zarifoğlu
bakıyorsunuz kuşlar
hazır
sokak lambaları yanık unutulmuş
bir kadıköy vapuru hınca hınç insan
çok geçmeyecek
martılar beyhude turlar atacak
kıyılar lağım konserve kutuları
mısır koçanları

sevgi aranabilir yine
korkusuzca say koskoca kederlerini
bir kuyu bulunabilir

aklımdan çıkmıyorsun
sen hala diz üstü
bunca anıyı besleyerek
sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
görür gibi olarak açıp baktığımı
bense şöyle diyorum:
buradan bir acı kanamış boyuna

kuşlar hazır
öncü havalanmak üzre
şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
o vapur hala hınca hınç
kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır
çok geçmez aradan

kadınlar kapı önlerinde
ellerinde meşalelerle
aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
yorgun bir sarıyla ben de
geçeceğim önlerinden

aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
telefonlar yan hücrede çalışıyor
bende kurşuni bir dere
ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak

yapayaşlı bir rum kadın
herşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
haydi koşayım diyorum belki dağılır
koşuyorum
sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar
hayır daha sevgili daha sevimli değil
ne başka bir gün ne başka bir zaman

çok geçmeyecek aradan
şöyle diyeceğim:
bulutlar açmadı
mavi gök orda mı
devamını gör...
önden gidenler için

onlar gittiler
yalnız bir yemin kaldı aramızda
ben şimdi bu yanda
kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim
namluda.

onlar gittiler
topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında
ben şimdi bu yanda
gerilmiş bir an gibiyim
doğumla ölüm arasına.

onlar gittiler
gelen zamandan bir haber gibiydiler.

ben şimdi bu yanda
içilmiş bir and için bekleyenim
kurulmuş saat gibi.

onlar gittiler
giderken bir muştu gibiydiler.

erdem beyazıt
devamını gör...
ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar.
ne de şeytan, bir günahı,
seni beklediğim kadar.

geçti istemem gelmeni,
yokluğunda buldum seni;
bırak vehmimde gölgeni
gelme, artık neye yarar?

necip fazıl kısakürek
devamını gör...
aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir
en sevdiğim tatlı kazandibidir.
leyla sev beni sokma müşküle
gel kaşık atalım iki tabak keşküle.
devamını gör...
keşke bu kadar uzun olmasa da ezberlesem bir çırpıda,
kaparken gözlerimi karanlıkta,
fısıldasam sen diye sarıldığım yastığın kulağına.

cidden bak bu kadar uzun şiir yazmayın, görünce bezdim. uzun şiirden olsa olsa öğlen şiiri olur, bilemedin akşam. ama gece olmaz. olamaz.
devamını gör...
''peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.
sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:
yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.
koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,
bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara.''
devamını gör...
meselem

zar peşinde kumarbaz meçhul zevkinde abes
kelimenin üstünde
cümlelerin altında
benim büyük meselem

güzelin hor duruşu sadık âşıka nefes
ufuk kaçar özünde
bir sayının ardında
sütle yazılmış kasem

olmaz bilmez çocukta geçmek bilmez ki heves
sıcak ütü bütünde
rüyâ dili katında
nazı çözüyor ensem

altun pınar başında mihenge gelir herkes
ilk dörtlüğün kökünde
bir balığın sırtında
benim büyük meselem

salih mirzabeyoğlu
devamını gör...
dön bir geriye bak ey derviche modern.
niceleri göçüp belki deden belki ninen.
hayırlı bir ömür sürmeye gayret et.
salih ameldir ötelere seninle gelen.
devamını gör...
hasret türküsü

bekleme, ağlama, beni çağırma
tükendi dermanım gelemiyorum
bu dağlar harami, yollar ejderha
yitirdim yönleri bulamıyorum

ezel meclisinde divan kurmuşlar
çamurumu çile ile karmışlar
yazıp çizip ak alnıma vurmuşlar
hasret fermanımı silemiyorum

gündüzler, ağ atıp tuttular beni
geceler, zindana attılar beni
çağdaş şehirlerde sattılar beni
zincirlerden azat olamıyorum

dilaver cebeci
devamını gör...
''bana zaman ve la luna

herşey gitti bak

herşey ağlayarak gitti

sular soğudu

bir kurban düşüyor şimdi aramıza la luna

üçümüzden biri kurban

serin bir çizgi çekiliyor gökyüzüne

çok geç çok geç artık


terkedip gidiyor beni teker teker bütün güneşlerim

bir daha hiç dönmeyecekler mi yaşamıma

alnımdan fırlayan bir kartal yarıp

geçiyor göğü

görünmez bir çarkın çıldırtıcı gürültüsü

duyuluyor bir yerlerden

uzak anılar

yengeçler gibi

çıkıyorlar bir gün batımına

son güneşler son güneşler de düşüyor

bak

tüm metal dairelerinle sen çıkıyorsun yaşamıma

görünmez güçlerle

karanlık ve anlaşılmaz acılarla, uyandırdığın,

tıpkı kendin gibi,

korkutucu gözüküyorsun

sende hiç insani bir şey yok mu la luna

herşey mümkün herşey açıklanabilir gözükse de

birşeyler kenetlenmiş bir yerlerde

sen yine de gel imparator, gece

ve beni al son bir kez karanlık gözlerine

saçımı ör eskil bir anahtarla la luna

yüzümü yaralarımı sar sarmala

çaputlar ve karalarla la luna

beni o yabanıl şölene hazırla

karanlık duvarlardan geçen siluetler gibi

lacivert geceyi bekleyen buzdan çiçekler gibi

belirsiz bir denizi tarayan bir fener gibi

uzayda gümüş bir sarkaç gibi sallanan

darağacındaki adam.

bir keşiş, bir lehimli

adamotu büyütüyor gözyaşlarından...

isli bir camın altından geçirilen

zehirli bir duman gibi

bulutlar, senin üstünden, kayıyor

kayıyor, la luna, başlar ve sonlar

bana zaman ve la luna

biraz zaman

duyayım bir kez daha o selenli liri

ve sirenleri, mor şarkılarıyla, uzaklardan...''

(bkz: lale müldür)
devamını gör...
giden

bir gecedir bütün geceler gibi
saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı
gözlerinde maceraların en derini...
sana anlatırlar geçenle kalandan
bir gecedir bütün geceler gibi
karanlıklardan,aydınlıklardan

ne varsa kendincedir
pencere camlarında ışıklar parlar
halıda yatar eşyanın gölgesi
iç içedir artık sokaklar,evler,odalar
duvarlar bakışları keser,kapılar sesi
ne varsa kendincedir

ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden
oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle
herşey düşünmektedir seninle
birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden
seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler
hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle

değişir sezilecek kadar yavaştan
değişir istenen istenmeyen
o koruyan zor yalanlar silinir
büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen
uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir
bir gecedir sana doğru senden

bir gecedir sana doğru senden...
geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan
kalan bir gerçektir belki
bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan
gelen sanki beklediğindir
ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman..

özdemir asaf
devamını gör...
bazen susarsın
gider bir bardak suya abanırsın
o da yetmez şişeye yapışırsın.

bazen acıkırsın
ekmek ararsın
bulamazsın yanarsın

bu da böyle bir şiirdir. yarın posta gazetesine yollayacağim kozmikbalon lakabıyla takip edin.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar