neml suresi 19. ayettir ve dua ayetlerindendir.

''süleyman, karıncanın dediklerini işitince gülümseyerek dedi ki; "ya rabbi gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasip eyle, rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat.''

ordu yürüdü. hz. süleyman'ın kuşlardan ve cinlerden oluşan ordusu.
göz alıcı bir düzen ve disiplin içinde.
önü arkası bir bütün içinde.
safları sık.
adımlar birbiriyle uyum içinde.
böylece karıncaları bol olan bir vadiye geliyorlar.
bu öyle karıncası bol bir vadidir ki, kur'an oraya karınca vadisi adını veriyor.
"karınca vadisi"
vadiye yayılan karıncaların başında bulunan onların disiplininden ve korunmasından sorunlu olan bir karınca diğer karıncalara, özel iletişim ve haberleşme yoluyla aralarında geçerli olan dille diğer karıncalara seslendi.

"ey karıncalar yuvalarınıza giriniz ki, hz. süleyman ve orduları farkında olmadan sizi çiğnemesinler."
ayakları altında ezmesinler. *
karınca yuvaları arının yuvaları gibi ince hesaplara göre düzenlenir.
orada herkesin görevi bellidir.

üstün bir akıl, üstün bir anlayış verilmesine rağmen insanlar çoğu zaman bu iş bölümünün bir benzerini yapmaktan aciz kalırlar.


hz. süleyman karıncanın söylediklerini anladı. tebessüm etti. söylediği sözlerin anlamına sevinip içi açıldı. cezayı geciktirmeyen büyük bir adamın, cezasından kurtulmaya çalışan küçük birinin çabasına sevindiği gibi o da sevindi. bu sözleri aracısız anladığı içinde çok huzurluydu.
çünkü bu Allah'ın kendisine verdiği bir nimetti. bu nimet sayesinde insanlara kapalı olan, aralarına engeller konan, dünyalarla iletişim kesikliği nedeniyle bundan yoksundu.
ayrıca bir karıncanın böyle bir anlayışa sahip olması ve diğer karıncaların onun sözünü dinleyip itaat etmeleri de hz. süleyman'ın gönlünü ferahlatmıştı. zira bu hayret verici, ilginç bir olaydı.



hz. süleyman "karıncanın dediklerini işitince gülümseyerek" bu tablolar kendisini hemen harekete geçirdi. kalbini, bu olağanüstü bilgi nimetini kendisine bahşeden rabb'ine yöneltti. insanlara kapalı olan gizli dünyalarla kendi arasındaki engelleri kaldırdı. içtenlikle rabb'ine yönelerek o'na niyazda bulundu "ya rabbi, gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasip eyle.''

"rabb'im" böyle candan, doğrudan, içten bir niyaz ile...
"olanca gücümle" beni tüm parçalarıyla bir bütün haline getir.
bütün organlarımı, hislerimi, dilimi, düşüncelerimi, duygularımı, sözlerimi, ifadelerimi, işlerimi ve yönelişlerimi derli toplu kıl.
bütün enerjimi toplamayı nasip eyle. başını sonuna, sonunu başına ulaştır. (zaten "evziğni" kelimesinin dil bilgisi yönünden anlamı da budur) ki bana ve babama verdiğin nimetlere karşı şükredebileyim.

bu ifade o sırada hz. süleyman'ın kalbine dokunan Allah'ın nimetini ortaya koyuyor.
ondan nasıl etkilendiğini, yönelişinin gücünü, vicdanının ürperişini tasvir ediyor.
Allah'ın bu geniş lütfunu hissettiriyor. Allah'ın kendisi ve babası üzerindeki rahmet elini somutlaştırıyor.
korku ve ürperti içinde rahmetin ve nimetin dokunuşunu hissettiriyor.

"ya rabbi, gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasib eyle"

güzel amel işlemek de ayrıca Allah'ın bir lütfudur.
yüce Allah verdiği nimetlere şükreden kullarını bu güzel amelleri nasip eder.
tüm varlığı ile yönelmesi, verdiği nimetlere şükretmesi için rabb'inden yardım dileyen süleyman da rabb'ine yakarıyor ki razı olacağı işler yapması için kendisini başarıya ulaştırsın.
o da çok iyi biliyor ki, iyi işler yapmak yüce Allah'ın eşsiz bir nimeti ve yardımıdır.

"rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat."

beni rahmetine kat.
çünkü o salih kullar arasına girmenin Allah'ın bir rahmeti olduğunu biliyor.
kulun imdadına yetişen ve onu iyi işler yapmaya muvaffak eden, böylece iyi insanların arasına katan rahmeti...
o bunu biliyor.
merhamet olunanlardan başarıya ulaşanlardan olması ve salihler kafilesine katılması için rabb'ine yalvarıyor.

allah'ın azabından emin değil, endişe ediyor...
peygamber seçildikten sonra bile az olmasından ve şükrünün noksan kalmasından korkuyor.
Allah'a karşı takva bilinci ve korkuyla hareket eden, o'nun rızasını ve rahmetini gönülden arzu eden bir duyarlılık ile o'nun nimeti olduğu gibi ortaya çıkıyor.

burada karınca söylüyor. hz. süleyman, Allah'ın lütfu ve öğretmesiyle onun dediklerini anlıyor.

burada sadece bir değil iki mucizeyle karşılaşıyoruz.
birincisi hz. süleyman'ın karıncanın kendi topluluğunu sakındırmasını anlaması.
ikincisi ise, karıncanın bu gelenin hz. süleyman ve askerleri olduğunu anlamasıdır.

birincisi yüce Allah'ın hz. süleyman'a öğrettiği ilimden kaynaklanan bir mucizedir. hz. süleyman ise hem bir insan, hem bir peygamberdir. bu mucize vadideki karıncalar yüce Allah'ın hayatlarını korumaları için bünyelerine yerleştirdiği içgüdülerin etkisiyle tehlikeden kaçabilirler.
ama bu karaltıların, hz. süleyman ve orduları olduğunu anlaması ise gerçekten insanların şimdiye kadar eşine rastlamadıkları bir mucizedir.
bu tür durumlarda konuyu mucizelerden saymaktan başka çare yoktur. *


devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar