ya tahammül ya sefer

mustafa kutlu'nun müthişŸ hikaye kitabı.
dava nedir ?
dava adamı kimdir?
hayat (ya da konjonktür) dava adamlarını nasıl dönüşŸtürmüşŸ ve davasından kaçar hale getirmişŸtir? gibi soruların cevabını iç çeke çeke okuyacaksınız. ta 83lerde, eski dava adamlarının günümüz ahvalini ortaya koymuşŸtur. okunasıdır.
devamını gör...
ara sıra tekrar okuma ihtiyacı hissettiğim bir mustafa kutlu klasiği. kitabı okuyunca dava aşkı, mücadele, kararlılık, onur ve değerler sadece gençlikte mi hüküm sürer, tüm bunlar bir gençlik ateşi mi yalnızca sorusunu soruyorum hayıflanarak. eskinin koca koca dava adamlarının, o koca çınarların bir rüzgarla yerlere serildiğini, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmiş olduklarını görünce ümitlerim tükeniyor. sahi bu hep böyle olmak zorunda mıdır? asım bey, erzurumlu yunus bambaşka hayatlara yelken açmak zorunda mıdır? kitabın sonunda ümitlerimizi yeşerten asım beyin oğlu ilhanın akibeti ise mustafa kutlunun defalarca okunmayı hakeden bir diğer kitabı sırda.

(bkz: sözlük vakıf parti şirket vs)

(bkz: sır)


devamını gör...
mustafa kutluâ’nun dava delilerini ve dava'dan geri dönüş yolundaki delileri anlattığı kitabı. birçok karakterin ağzından hikâye anlatımı yapılmakla beraber ilhan karakterinin ön plana çıktığını söyleyebilirim. onun ve yaşadıklarının, bir gece yemek yerken eski dava adamlarından olan babasının kendi kendine â“bu çocuk iyice yoldan çıktı. gece vakti de eve mi gelinirmişâ” demesi ve ilhanâ’ın â“baba yarın ramazan.┠demesi hikayenin bence en çarpıcı kısmıydı. sık sık okunası bir eserdir. dava var oldukça da yaşayacak bir eserdir.
devamını gör...
--- alıntı ---
“sabahı beklemeyiniz dostum, geceden yola çıkınız. olur ki uyuyakalırsınız. sırtınızdaki çıkında ebedi bir gayenin dürülmüş azıkları varsa ne mutlu size. gece serindir, yapraklardan süzülen yel gözlerinizdeki yaşları kuruturken ruhunuzda kâinatın derin sessizliğini taşıyarak sabaha doğru yürüyüp fecri başlatınız.
cemiyetin vahşi, zehirli bitkilerle dolu, her dalında uğrusuz baykuşların manasız telkinler yaptığı sık ağaçlı ormanlarında çetin yolculukların başlangıcı için sabahı beklemeyiniz. sabahı beklemek öğleni, öğleni beklemek akşamı beklemek gibi bir ruh gevşekliğini doğurur…
--- alıntı ---
devamını gör...

--- alıntı ---

İnandığımız, uğruna pek çok şeyi göze almadığımız 'dava'lar.

Birlikte yürünecek bir yol.

bizimle aynı duyguları, fşkirleri paylaşan arkadaşlar.

Ancak onlarla var olabileceğimizi, hayatımızın bir mana kazanabileceğini düşünürüz. Ya Tahammül ya şefer, yakın geçmişimizde böyle düşünen insanların, nesillerin, nasıl biraraya geldiklerini, sonra nasıl dağıldıklarını, şahsiyetlerinden ve bulunmaları gereken yerlerden nasıl uzaklara sürüklendiklerini ele alıyor.

Bu insanların açmazlarını, acılarını dile getiriyor.

--- alıntı ---

devamını gör...
mustafa kutlu, müslüman camiada bireysel ve toplumsal değişmenin izlerini sürüyor, bu uzun hikayede, aslında roman da diyebiliriz. ilhan, bir arayışın içinde çırpınıyor, babası asım bey davanın eski bir maili, babasının aynı saflardan arkadaşı yunus şimdilerde bakan, annesi zengin bir iş adamının kızı. müslüman camianın çözülüşüne dair sağlam salvolar göndermiş yazar. 83’te yayımlandığını düşündüğümüzde aradan geçen 26 yılda bu çözülme daha trajik bir boyuta ulaştı. ilhan bu inkırazda gidecek bir yeri olmadığını bildiği halde ya tahammül ya sefer diyor.
devamını gör...

--- alıntı ---

onu tanıyordu.
ismini bile doğru dürüst bilmediği bu çocuğu iliklerine kadar tanıyordu.
kaç kez o koridorda.
o sırlı kapının önünde.
günün belli saatlerinde rastlamıştı ona.

oradan kuşku ile geçilirdi, hep acele edilirdi.odaya girilir, kapı dikkatle kilitlenir, bir ikindi namazı farzı ile eda edildikten sonra ve dua kısmı yarıbuçuk tamamlandıktan sonra, çokluk ayakkabıların tabanlarına basılarak, burunları yere veya duvara vurularak çabukça giyilir, namaz takkesi arka cebe yerleştirilerek alalacele odadan çıkılır, o karanlık koridora ulaşıldığında sanki o odaya hiç uğranılmamış gibi bir olamayacak eda takınılarak yürünürdü.

bu niçin böyle idi?
bütün bu çocuklar, bu insanlar, bu duruma niçin katlanırlardı?

--- alıntı ---

devamını gör...
sıkıntılı anlarda söylenen cümlelerden birisi. genelde sefer pas geçilir, tahammüle tutunulur. ve mustafa kutlu'nun en güzel kitabıdır. sonrasında düşüş başlamıştır.
devamını gör...
19.
bir mustafa kutlu kitabı.

--- alıntı ---
"içinde olması gereken bir şeyin kaybından hangi mağaraların ücrasına saklandığımı, oradan çıkmamak üzre kendime davalar aradığımı anlıyorum. her şeyi tamamlayacak olan o şey. ancak onunla varolabilirim.
irmak bir başlangıç.
bir düş.
ama bir yol ve yoldaş. ne tabiat parçası, ne çiftlik hayali. ne kaçıp gitmek, ne ekip biçmek. sefer de içimde, tahammül de."
--- alıntı ---
devamını gör...
onsuz yaşamaya alışmamış ve bunu denememiş birisiyim..
bir gün, mühim sayılabilecek bir meseleden dolayı çekip gitti.
kaldım yalnız başıma, kitaplarımla.
düşüncelerimle baş başa..
ya onunla birlikte gidecektim yahut burada kalıp onu bekleyecektim.
'ya tahammül ya sefer' kitabı bu mütereddit halimin en yoğun anında elime geçti.
gülümsedim.. aksi mümkün müydü? ya tahammül edip nöbet bekleyecektim ya da sefer için hazırlıklara başlamalıydım bir an evvel..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar