yabancı dil bilmenin çok da şey olmaması

#özgürler 

doğru önerme. dört tane yabancı dil biliyor olsan bile etrafın yine aynı tiplerle dolu ve sen bu tiplerle yine onların anladığı dilden konuşman gerekiyor.
devamını gör...
5 yıldır almanya'da yaşayan, almanca'yı ve ingilizce'yi neredeyse ana dili gibi konuşabilen biri olarak, eğer kuyruk acısından söylenmiyorsa nispeten katıldığım önermedir.

dünyadaki neredeyse her ülkenin üniversite öğrencisi ana dilinde eğitim görüyor çünkü ana dilinde düşünüyor. eğer hedef nitelik ise, üretim ise, o zaman yabancı dil burada ana rol oynamıyor. türkiye insanına, türkiye'deki kaynaklarla hizmet sağlarken yabancı dil neden bir mesele olsun?

bence ana mesele, nitelik eksikliği. işveren bile verdiği işin niteliğinden bihaber olduğu için eleme usülü insanları eliyor. eğer nitelik merkezli, iş merkezli düşünmezseniz böyle uç kriterler sanki en önemli şeylermiş gibi gözükür.

öte yandan, en azından ingilizce okuduğunu anlayacak ve kendini ifade edebilecek kadar bilmek gerçekten sağlıklı bir dünya görüşü için gerekli.
devamını gör...
31 yıldır türkiye’de yaşayan, ingilizceyi ana dili gibi, rusça ve ispanyolcayı ise ana diline yakın konuşabilen biri olarak katılmadığım önerme.

belki sosyal çevre, meslek ve benzeri durumlar da bu konudaki fikir ayrılıklarına sebebiyet veriyor olabilir. iki yabancı dili olan birinin çok ciddi bir eksikliği yoksa işsiz kalabileceğini düşünmüyorum mesela ben. muhakkak yapacak bir iş, kendine bir yaşam alanı bulacaktır. öyle ki ortalama bir üniversite diplomasındansa kalifiye bir yabancı dil benim için çok daha cazip gibi. o yüzden benim görüşüm ne yapın edin yabancı dil öğrenin arkadaşlar.
devamını gör...
x yıldır türkiye'de yaşayan, ana dili türkçe olup başka dil konuşamayan biri olarak katılmadığım önerme. bir kere havası yeter. okuma-araştırma kaynak sayın anında artıyor. bambaşka kültürden insanlarla tanışabilirsin. daha ne olsun.

ek: yaşımi sildim.
devamını gör...
ben de yazıcam da kaç yıldır türkiye'de yaşadığımı yazıp yaşım belli olsun istemiyorum. ama şunu belirtmek isterim en azından elçilik tarifi isteyene yardımcı olursunuz yolcunun duası makbuldür deyu cennetlik olursunuz az çok demeyin belli olmaz.
devamını gör...
görümce, kaynana, elti üçgeninde bir hayatın varsa tabi ki de şey olmayan bir şeydir. ancak dünya insanlığına bir şekilde açılmışsan sosyal, ekonomik veya akademik sebeplerle çok da şey olan bir şeydir. bilmem şey edebildim mi?
devamını gör...
üniversitede türk dili hariç bütün dersleri çoğu türk olan hocalardan ingilizce görüp, sınavları ingilizce notları ezberleyerek geçen biri olarak kısmen katıldığım önerme.
gördüğüm muhasebe derslerindeki terimlerin türkçelerini ikinci üniversite olarak girdiğim açık öğretim sınavlarından öğrenmiştim.
şöyleki yurtdışında veya uluslararası bir firmada çalışmayı düşünüyorsanız mutlaka öğrenmeniz gerekiyor. mezun olduktan sonra bir holdingde ingilizce mülakatlarını geçip işe alınmıştım. çalıştığım 6 ay içinde sadece bazı metinlerin çevirisini yapmaktan başka bir işime yaramamıştı.
şimdi malatyada arada *ağırladığım couchsurfing misafirlerimle *konuşmak dışında kullanmıyorum.
devamını gör...
katılmadığım önerme. iş bulmayı geçtim, sağlıklı bir hayat görüşü için, dünyada sizin gibi düşünmeyen, aynı değer yargılarına sahip olmayan milyonlarca insan olduğunu ve her görüşün katılsanız da katılmasanız da değerli olduğunu fark etmek ya da okuduğunuz bir haberi teyit etmek için en az bir yabancı dile ihtiyacınız var.
özellikle akademide yükselmek için geçerli yds puanını son derece yetersiz buluyorum. düşünsenize dünya her geçen gün ilerlerken siz oturduğunuz yerde alanınızla ilgili makale ve araştırmaların ana diliniz çevrilmesini bekliyorsunuz.
devamını gör...
yabancı dil bilip de bu önermeyi savunabilen insanların olması beni şaşırtıyor.

eğer diliniz lingua franca ise geçerli olabilecek, diğer türlü doğruluğunu savunmanın kolay olmadığı bir iddia. dünya üzerinde üretilen bilginin yüzde 99.99 türkçe dışı dillerdedir desek fazla değil eksik söylemiş oluruz. takip etmek istediğiniz hemen hemen her yenilik günümüzde ingilizce olarak üretiliyor. kişi eğer takip etmek isterse, çevirilere muhtaç. onların da ne kadar sağlık, hatta birçok durumda mümkün olduğu tartışılır. durum buyken yabancı dil bilmenin çok da şey olmaması diye bir şey yok, olsa olsa sana çok şey olmamasından bahsedebiliriz.

yukarıda birinin dediği gibi, eğer hayat dayı yeğen kaynana görümce dedikodusunda geçiyorsa cidden şey olmayabilir. ama kafasını kaldırıp sağına soluna bakma eğilimi olan, makul oranda merak duygusu taşıyan birisi için bence yabancı dil bilmek baya şey olabilir.
devamını gör...
ölmek üzere olan bir dil, bir anadil bir de orta seviye dil olmak üzere toplam üç dil bilen biri olarak dil bilmenin ve konuşabilmenin insan hayatına en kötü şekliyle bile eğlence kattığını düşünüyorum. çünkü bir dile sahip olmak o kültürün eğlence anlayışını da bilmek demek ve bu yalnızlık anlarında bile şahane bir şey.
devamını gör...
üniversiteden mezun olduğumda 3 dilim vardı( ölmek üzere can çekişen değil 3 ayrı dil). şimdi restoran şefiyim, arada yerlere paspas da atıyorum arada çöpü çıkarıyorum. hayaller hayatlar. dil her zaman bir işe yarar ama her zaman maddi kazanç kapısı olacak diye bir şey yok.
devamını gör...
yabancı dili batı-doğu dillerine endekslemeden yazıyorum. burada dilden kasıt türkiye dışındaki coğrafyalarda konuşulan bütün dillerdir. buna türk dili'nin geçmiş dönemlerdeki versiyonları ile orta asya'da konuşulan türkçeler de dahil.

imdi, dedemizin mezar taşlarını, mektuplarını okuyamıyoruz romantizmi gibi günlük hayattan örnekler dışında akademik düzeyde kullanımına kadar dilin gereksinim duyulduğu birçok alan vardır.

bu gereksinimler bir yana dil, bir insanı çok değiştirir. kendimden örnek vereyim. lise yıllarında oldukça muhafazakar ve mutaassıp bir insandım. üniversite yıllarında tanıştığım dillerle hem kendi geçmişimi, hem de dışarıda olup bitenleri öğrendikçe insana bakış açım değişti. mesela tazim ettiğim, göklere çıkardığım o geçmişimde insan olarak asla kabul edemediğim şeyler de vardı. bu inanan bir insanın inancı ile ters düşen bir durum. öğrendiğinizde nasıl yani? bu mümkün değil! diye hayret ettiğiniz şeyler, size insanın melek olmadığını anlatır, hatırlatır. elbette ön yargılar sadece olumludan olumsuza bir dönüşüm geçirmedi. olumsuz baktığım birçok alan da gözümde olumlanmıştı.

ayrıca ister geçmişten ister kendi çağımdan olsun bir araç olarak dil ile anlaştığım, konuştuğum, iletişim kurduğum her insan bana bir tecrübe konsantresi sunmuştu. örneğin eski harfli türkçe okumaya başlayınca geçmişte, bırakın diğerlerini, bizzat kendi devletinizin yaptıkları hataları öğreniyorsunuz. bu da size kendi döneminizde aynı hataları yapan iktidarın yanlış yaptığını anlayabilecek kapasiteyi sunuyor. bu size dinin de emri olan basiret ve feraset yeteneği veriyor. olaylara bakış açınız genişliyor ve hakkı, hukuku gözetme adına daha donanımlı, dikkatli ve tedbirli olabiliyorsunuz. yine örneğin, türkiye dışından bir ülkenin, halkın dilini öğrendiğinizde, ister övmek için olsun ister yermek için, kulaktan dolma bilgilerle cahil cahil ahkam kesmemek adına sahih bilgiye sahip oluyorsunuz. hatta biraz meraklı olan an geliyor o halkın kültürünü, tarihini vs. o halktan daha iyi bilebiliyor. bugün ülkemize gelen yabancılarla onların kültürlerine dair konuştuğumda şaşırma dolu yüzler, bazen yerini hayrete bırakan jest ve mimikler ile karşılaşıyorum. çünkü karşımdaki insan vasat bir eğitim almışsa ben onu kendinden bile daha iyi tanıyabiliyorum. bütün bunlar bir araç olarak en basit haliyle kitabi dil üzerinden oluyor tabii.

başa dönecek olursak, dedenizin mezar taşları orada duruyor. gidin o dili öğrenin ve okuyun. hele iktidarın rüzgarıyla şu dönemde kimse size, bundan ötürü tahkir sözü veya sizi baskılayacak bir eylemle karşılık da ver(e)mez. o dili öğrendiğinizde merakınız kamçılanıp da mezar taşlarıyla yetinmeyip ileri giderseniz, bildiğim dediğiniz birçok şeyi ya yanlış bildiğiniz ya da hiç bilmediğiniz ortaya çıkacak. o halde dil öğrenmek, insanı zihnen çoğaltan bir şeydir. bu çoğalma da size, dinin emrettiği birçok şeye giden önemli bir yoldur.
devamını gör...
x artı y kare* yıldır türkiye'de yaşayan biri olarak katılmadığım önerme.
türkiye yerine başka ülkede yaşasaydım yine katılmazdım.
ingilizce artık yabancı dil bile değil. evrensel dil. bizim kabul edip etmememiz durumu değiştirmiyor maalesef.
kendi işim için konuşacak olursam standartlar, kaynaklar hep ingilizce. türkçe olanlar da çeviri zaten. ve yetersiz.
koskoca kgm'nin doğru düzgün bi' tasarım kitabı yok. elin gavur amerikalısı boyuna geliştiriyor, güncelliyor. bizimkiler bariz hataları bile düzeltmiyor.
udemy'den 2 tane kurs aldım. ikisi de ilgilizce. kullandığımız programlar ingilizce.
ingilizcem sular seller gibi değil. ama işle ilgili ingilizcem "mecburen" iyi.
haliyle yabancı dil bilmek gerekiyor.

ancak
yabancı dil bilmeyeni ezik olarak görmek asıl ezikliktir.
1-2 yabancı dil öğrenmen için einstein olman gerekmiyor. herkes öğrenebilir. övünülecek bir durum yok.
daha fazla dil için kesinlikle yetenek ve hafıza gerekiyor. şahsen ben öğrenemem.
devamını gör...
mevzunun bu yönü de var yani 5 dil bilip kahveye takılan bir tipsen mesela çok da şey değil hiç de bi şeydir esasen. hatta bildiğin türkçeyi bile unutup tarzanca konuşsan bile hayatını devam ettirirsin sıkıntı yok.

lakin mesele bu değil. türkiye'de gerek lisans, yüksek lisans , doktora seviyesinde okuduğumuz kitaplar gerekse de piyasada satılan kitapların yüzde 80'i yabancı dillerden tercüme eserler. ve okuduğumuz halde çoğu kavramlarını anlayamıyoruz. çünkü o kavramların çoğunun türkçede bir karşılığı yok. yanlış veya hatalı tercümeden bahsetmiyorum bildiğin türkçede öyle bir kelime kavram yok. e o zaman bu zenginliği nasıl anlayacaksın?

mesela heidegger okuyorsan "daisen"in ne demek olduğunu nasıl anlayacaksın? anca " orada olmak" , "dünyada olmak ya da insan" diye anlayacaksın ama bu kelimeyi karşılayabilen bir kelime türkçede yok.

ya da daha bilinen bir şey söyleyeyim shakespeare'in o meşhur " to be or not to be" sözü türkçeye " olmak ya da olmamak diye çevriliyor. alakası olmayan bir şey . çünkü türkçe'de "to be " fiilini karşılayan bir kavram yok ve nasıl tercüme edersen et bu kavramı anlamak mümkün değil.

çünkü bir yazar üzerinde okuma yapmak sırf o dili ve ya yazarı anlamak değildir aynı zamanda yeni bir düşünce , kazanım ve yaratımda bulunmaktır. genişlemektir ileri gitmektir yeni ufuk açmaktır.

(bkz: teoman duralı) hoca 11 dil biliyor mesela. ama kendi alanı ile ilgili kore ve ya yeni gine yerel dilinde yazılan bir kitap bulduğu zaman 3-5 ay uğraşıp * o dil öğreniyor. o insanların bu meseleye bakışını anlamak için. tabi bu tür okumalara ihtiyacınız yoksa yeni yaratım ve açılımlara ihtiyacınız yoksa zaten dil nedir aga?
devamını gör...
yabancı dil olarak sadece ingilizce biliyorum. lisede arapça öğrenmiştik ama pek azı kaldı bende, o yüzden konuşuyorum diyemem. arapça için diyemem ama ingilizce için diyebilirim ve bu dili bilmenin iş hayatımda çok faydasını gördüm. bir defa dünyanın ortak dili. bu sayede dünyanın her yerinden insanlarla iletişime geçebiliyor, alış veriş yapabiliyor ve dahi gündelik hayata dair kısa konuşmalar da yapabiliyorsunuz. ve bunun size maddi ve manevi dönüşü oluyor. şu kadarı var ki çalıştığınız yer uluslararası alış veriş yapan bir yerse bu mümkün yoksa yabancı dil bilmenizin hiç bir kıymeti yoktur..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar