cogito sözlük yazarları aynı evde yaşasa olabilecekler

eğer sadece bayan yazarlardan oluşuyorsa bal gibi geçinip giderler.

düşünsenize sağlık sorunlarımız oldugunda yanıbaşımızda hemen ilgilenecek dostlarımız deli kızın türküsünü söyleyen denli, lili beral ve myogenes olsa ne güzel olur.
eminim hareketlilikleri ve cıvıl cıvıl olmaları hasebiyle yagmurun golgesi, sulu sepken ve frontall evin neşesi olurlar. tabi en küçük oldukları için bize hizmet etmek onlara düşer.*
yemek işini introsu melekler tarafindan bestelenmis sarki ve ben üstleniriz digerlerinden deneyimli olduğumuz için. garanti kilo aldırırız hepsine.*
iflah olmaz karamsar ve vosvosumolsun un seçtiği filmlerle akşam sinema geceleri yaparız.ama vosvos ve iflah bize hint filmi izletmek için baya bir uğraşırlar eminim. sevemedim ya la napim.
uzun hikaye, karışık... müzik konusunda zevkine güvendiğimiz için arada güzel şarkılar dinletir, hep birlikte eşlik ederiz...
işık savaşçısı da evimizin iç ve dış mimarisiyle ilgilenir. oww herkes bayılır evimize..
efsûs bilmediğimiz ayrıntıları, önemli bilgilerini bize aktarır, bizi eğitir. her gece oturur saatlerce onu dinleriz sıkılmadan...
laflayuruyenpeynirdelisi, farmagül ve hümeyra ders çalışıp dururlar harıl harıl e napalım biz de onları motive ederiz hep. arada aramıza katılırlar hoş sohbetleriyle ama fazla izin vermeyiz, yeter ki okullarını bitirsinler.
aziyade ve yeni mashlasım a bakmayız bile kızlarını sevmekten. onlar da kıskanır durur:* ama bize annelik hakkında önemli bilgiler verirler şimdiden.
annemarie von gabain yani namı diyar marie de astrologumuz olurdu. bizim burç haritamıza bakmaktan bıkardı zavallım*

yazarların görücülük anıları

bu yılın başıydı. çiçeği burnunda yeni mezun bir doktor * görmüş araştırmış. benim çevrede beni öğretmen olarak bildiğinden çocuk da öğretmen zannederek aile büyüklerini seferber etmiş. istemedik ama bize geldiler. kalkmalarına yakın sohbet esnasında bana talip olduklarını söyleyince;

babam: kızımız daha okuyor.
kayınamca/dokto roğlan: nasıl yani öğvetmen değil mi???!!!???
babam: hayır. daha öğrenci. aynı zamanda okuduğu bölümün öğretmenliğini yapıyor.
kayınamca: ha maşaallah. olsun canı sağolsun atanıv inşallah. biz müsaadenizi isteyelim. bakalım haktan hayıvlısını isteyelim. daha çocuklav genç @'^+%&/(()=?!!?? (amca error verdi) hele kızımız mezun olsun okulunu okusun biz tatlı biv vahatsızlık daha veveceğe benziyovuzz ehuehueh (vermedi)

niye çünkü 3 hafta sonra oğlanı nişanladılar.
bu da beyle bir anımsı.




bazı yazarların aslında sizi hiç okumuyor olması

sizin bir kaç tanımınızı okuyup sizi bir kalıba sokan yazarlardır genellikle.
bir kaç tanımınızı okur "sizin hakkınızda bir fikri oluşur". o yazarın kafa yapısındaki genellikle siyasi görüşe, fikre, içtimai ölçütlere uygun değilseniz. size notunuzu vermiştir ve artık sizin yazdıklarınızın bir anlamı yoktur. çünki siz artık bir "tabu" olmuşsunuzdur. ağzınızla kuş tutsanız ilgi ve alaka göremezsiniz. "aaaa o mu...o öyle ya işte, fazla üzerinde durmaya gerek yok" denilen bir yazar olursunuz.

uff yine şunları şunları yazmıştıgit ğmez okumaya. kendini git

edit:tabi sizi görür görmez eksi butonunu aşındıran bir okuyucunuz olacağına hiç okunmamak galiba daha iyidir yaff.

erkeklerde 25-35 yaş arası köşeyi dönme arzusu

ekmek elden su gölden büyümüş bünyenin hayata atılıp belli müddet sonra işçi - emekçi sınıfında çabalayarak rahat ( ? ) bir hayat yaşayamayacağını anlamasıyla içinde ansızın beliren bir arzudur. dönem dönem nöbetler yaşatır.
fakülte yıllarında gidilen bir köşebaşı lokantasını "adam canlı yere açmış abi mekanı" , "her saat dolu" gibi analizlerle etüd eden arkadaşlarını orangutan sessizliğiyle dinlediği yıllar geride kalmıştır. bir yerden şeytanın bacağını kırmak gerekir. ama şeytana bırak çift dalmayı süratine bile yetişilemez. rahat hayattan kastı sıkıldığında hanımı çocukları alıp kafayı dinleyebileceği bir yazlık ayağını yerden kesecek bir araba. çok da şey istemez kendince ; yorulmadan şöyle tıkır tıkır para basan oturduğu yerden idare edebileceği temiz bir iş olsa daha ne ister. yavaş yavaş büyütür başka iş sahalarına da açılır. kitap yığınları arasında tüketilmiş yıllar, çeviriler, okur mektupları, idealler çoktan hayatın realitesine yenik düşmüştür. tabi bunlar gündelik hayatın içine sıkıştırılan ve genelde gerçekleştirilemeyen temenniler olarak kalır ve bünye emir - komuta zincirinde tek maaş randımanlı idamesini sürdürür.