hadisin aslı aşağıdaki şekildedir:

“yahudi ve hristiyanlara öncelikle siz selâm vermeyin. yolda onlardan biriyle karşılaştığınız zaman, eziyet etmemek şartıyla, onları yolun kenarından yürümeye zorlayınız.” (müslim, selâm 13; ebû dâvûd, edeb 138; tirmizî, isti‘zân 12; ibni mâce, edeb 13)

bu hem mecazi manada hem de maddi manada doğru olabilir. kendinizi güvene alın ve hiçbir zaman taviz vermeyin diyor. ki bu bizim münafıklar dahil herkese karşı duruşumuz olmalıdır. hadisler hakkında çok keskin ifadelerden kaçınmamız bizim-ilim sahibi olmayanlar- açımızdan daha efdaldir. hürmetler...
devamını gör...
islam hoş görü dini diye sayıklayanların zorbalığa ön ayak olması şeklinde yorumlanabilecek uydurma olduğunu düşündüğüm hadis.
devamını gör...
hadis ilmiyle meşgul değilseniz bir hadise uydurmadır, zayıftır şudur budur diyemezsiniz. veya ehliyet sahibi bir alimden duymadıysanız. bu işler çok hassas. adamı ipe götürür.

hadise gelecek olursak böyle bir uygulama varsa bile bunu ancak islam devletinde yapabilirsiniz. ayet ve hadisleri düz adam gibi okursanız duvara çok toslarsınız.
devamını gör...
burdan çıkarılacak sonuç şudur; bu hadisi paylaşan zihniyet fitnecidir. zira birincisi memlekette ne yahudi ve hristiyana sıklıkla denk gelirsiniz ne de zaten müslümanın müslümana bile vermediği selamı önce siz ona verirsiniz. hem bir yahudi ve hristiyana denk geleceksiniz hem de selamı önce siz vereceksiniz ki buna muhatap olasınız.

bunu paylaşmaktaki amaç nedir peki? başta da dediğim gibi apaçık fitne.

hadisin uydurma, zayıf veya sahih olduğu kısmına değinmiyorum zira bu konuda bir ilmim yok. aklı nakilden önde tutup nakli hiçe sayanlardan etmesin Allah.
devamını gör...
islam'ın izzetinin bir tezahürüdür. cizyenin mantığını kavrayamayanlara bu noktada da kelime israf etmeye değmez. hz. ömer'in yolda eğik yürüyen bir müslümana rastladığında onu azarlaması -allahualem- bu hadisten kaynaklanır, emirül müminin "dik yürü islam'ın izzetini taşıyorsun" diye azarlarmış ve yine emirimiz cizyeli arazileri bir müslümanın almasına müsaade etmezmiş.

tabi sayın soft arkadaşlar sizde izzet mizzet hak getire olduğu için, ezikliğinize uymayan kapı gibi senetli hadisi yok sayıyorsunuz. ulan insan "bu hadis değil" demeye utanır be, müslüman değilse de utanır; onlarca savaş komuta etmiş, devlet yönetmiş, onlarca seriyye ve baskın düzenletmiş bir peygamberin ümmetiyiz biz. böyle bir peygamber umduğunuz gibi sadece çiçekten böcekten bahsedecek değil ya, biraz izan.

toynbee ve niçe gibi adamların dinimizle alakalı herhangi bir mevzuya girerken ceketlerinin önünü iliklemeleri işbu izzetten, islam'ın hayatı pratikler bütünü -bu pratikler sizin hoşunuza gitsin ya da gitmesin- olarak görüp her bir noktaya temas etmesinden kaynaklanır. ama bizim softlar, kuran'da hadiste yüzlerce ibra hükmü olmasına rağmen kafalarını kafirlerin kucağına uzatır, sevsinler diye. tiksiniyorum be sizden, etimle kemiğimle.
devamını gör...
"her hadisi hayatınıza uyguladılar bir leyleklisi kaldı" *şerif loyd

ben demiyorum ki sahihtir, değildir. o konuda fetva verecek biri değilim. böyle bir hadis olur mu, olmaz mı bilemem. ama bu tip konuları irdelersen seviye yine deve sidiğine kadar iner. benim demek istediğim hayatınıza tatbik etmeniz gereken iyiliği, güzelliği, bir arada yaşayabilmeyi tavsiye eden onlarca hadis varken, bunları yaygınlaştırmak dururken ısrarla neden keskin uçlarda gezmek için gayret gösterir insan. bunları paylaşarak varmak istediği yer nedir?

illa bir hadis tatbik edeceksen hayatına

-mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [hakim]

-mesela; "zni olmadıkça evini komşunun evinden yüksek yapamazsın'ı(gayrı müslim dahi olsa) şiar edinebilirsiniz.

...

böyel binlerce hadis var, peki neden bu?
devamını gör...
haçlı seferlerini organize eden şuur incil'in " biri sağ yanağına tokat atarsa sol yanağını da çevir" ayetine inanan şuurdu. bazen gerçek zannedilen kelimeler , gerçeğin önündeki en büyük engel haline gelebiliyor.

bir yandan ilk insanın işlediği günahı temizlemek adına isa kılığında yeryüzüne tanrı, diğer yanda insanın tanrı katına yükselmesi anlamına gelen mirac ve namaz.

madem ki orta ümmet olarak orta dünyanın ortasına gönderilmiş bir dinin mensuplarıyız. önce kelime algılarımızdaki engelleri ortadan kaldırıp ifrat ve tefrit seviyesinden normal seviyeye getirmemiz lazım tüm algılarımızı.

madem ki tüm gizemli , büyülü , tılsımlı kainatı büyüden , ilahlardan ,putlardan ve büyüden arındırıp tek olan ilaha iman etmekle görevlendirilmişiz. o halde kullandığımız kelimeleri de ete kemiğe büründürüp açık ve herkesin anlayacağı makul seviyeye getirmek zorundayız.

şimdi gelelim selam kelimesinin anlamına. selamette , esenlikte ve barış içinde yaşamak demektir. hiç bir şekilde katılaşma , kutuplaşma ve ayırımcılık ifade etmeyen bir kelime. ve bunu hristiyanların " sağ yanağına tokat atana sol yanağını da çevir" sözünü bir savaş moottosu haline dönüştürdüğü gibi , selam kelimesini bir neredeyse bir nefret söylemi haline getirmeye çalışma çabasını anlamak mümkün değil.

müslüman çağının her tür söylemini , ağlarını ,bağlarını , bağlamlarını yalamış yutmuş ama bu bağlamların hepsine de cepheden meydan okuyabilecek kapasiteye sahip insandır. bu dünyayı bilen ama bu dünya algıları ile yaşamayan adamdır.

ama ihsan fazlıoğlu'nun dediği gibi müslümanca inanıp , katolikçe düşünüp protestanca yaşadığımız için her bir kavramı okuyuşumuz sorunlu ve hatta tehlikeli. en ufak bir eleştiride panik halinde hemen sağa sola saldırıyoruz. hemen islam şöyle değil böyle değil , gerçek islam bu değil martavalına tutunuyoruz. öncelikle özgüven sahibi insanlar olmak durumundayız. hemen aman battık yandık mahvolduk kompleksine kapılmadan yolumuza devam etmek zorundayız.

velev ki bu hadis doğru olsun. ya da uydurma olsun. ne fark eder ki? midyelerin kayalara tutunduğu gibi sadece buraya tutunup kalmanın anlamı ne ?

islamın kişisel anlamda hiç kimseyi tahkir ve tehzif etmediğinden emin değil miyiz? neden sadece böyle yumuşak bir zemin bulup çamur deryalarında oynamaya devam ediyoruz ki? bu zeminin üstü yok mu ya da başka bir zemin yok mu? neden ufki düşünmek yerine sabit bi noktada çakılı kalıyoruz ki? geçelim bunları.
devamını gör...
hadisten anlamıyorsanız böyle inkar edersiniz işte! hadis usülü dersi aldın mı sen bakim?! bakın bu hadisler bizler için var. anlamak için epey bir gayret sarfetmek, ne bileyim, işte usül falan dersi almak lazım. yoksa yanlış anlayabiliriz! yani bu hadisler de yanlış yorumlanmaya ne müsaitmiş. peygamber de nerede muallak bir söz var onu söylemiş yanlış anlasınlar diye!
bu işler şöyledir; önce inanılır , sonra ne kadar absürt de olsa, saçma bir söz de olsa hadislere inanmak imani bir mesele olduğundan o söz inkar edilmez , doğruluğunu ispat için kırk takla atılır, bir kelimenin kırk farklı anlamından işimize geleni hangisi ise o seçilir. çeşitli ilaveler yapılır, düzeltmeler yorumlar... aslında öyle demek istemedi şöyle demek istedi... senet zinciri dedikleri de sözlü aktarımla bilme kaç kuşak.
(bkz: hadis dini)
yapılan hareket ise gayri insani. sen şimdi o insana islam'ı nasıl anlatacaksın? baştan düşmanca yaklaşıyorsun.
devamını gör...
bakara-62 'yi buraya bırakır kaçarım.
''kuşkusuz, (bu ilahi kelama) iman edenler ile yahudi inancının takipçilerinden, hıristiyanlardan ve sabiilerden Allah'a ve ahiret günü'ne inanmış, doğru ve yararlı işler yapmış olanların tümü rablerinden hak ettikleri mükafatları alacaklardır; ve onlar ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.''
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar