yastık

#özgürler 

sirpca, arnavutca, hirvatca ve slovenceye de bu haliyle gecmis kelimedir. bu bilgiyi veren kirk yaslarinda hirvat bir hanim olmustur bana. "sizin akli uckurunda turk erkekleri balkanlara o kadar akini bizim guzel kadinlarimiz icin degil de iddia edildigi gibi din icin yapsaydi, onlardan geriye yastik dosekten daha cok kullandigimiz baska kelimeler kalirdi" deyip kahkahayi basmisti (u: )
devamını gör...
tuba özerk'in söylediği bir şarkı. hareketli kıpır kıpır bir şarkıdır.

kim bilir kaç gecenin sabahı doğdu senle
alıştırdın saçlarıma dolanmış ellerine
neler yaşadık neler paylaştık bu evde
mutluyum ilk defa huzuru buldum senle

biz bize yetsek bir kenetlensek
uzatıp iki dudak aşka gelsek

lamı cimi yok artık sen benimsin
günlerim gecelerim her şeyimsin
sarılıp uykuya daldığım anda
yastığın yarısı ben yarısı sensin
devamını gör...
uzun eşek adlı milli sporumuzda bir eşek bir insan olanlara nezaret edip hep insan olarak kalan, görevini yerine getirirken büyük riskler alan kişiye verilen isim.
gürbüz veletlerden olması daha makbuldür.
devamını gör...
arkadaşlarımın bir kısmı modernizmin izlerini taşıyor. dolgu maddeleri silikon, kumaşları kendinden desenli, büyük fabrikalarda, makineler vasıtasıyla üretiliyorlar. ortopediği, terletmeyeni ve daha niceleri var. yakında korkarım ninni söyleyenini de üretecekler.

bir kısım arkadaşlarım ise bir elin kokusunu taşıyorlar.
özel metodlarla renklendirilmemişler. zaten büyük çoğunluğu beyaz... sadece beyaz... bir kan damlasını, bir gözyaşını, bir saç telini en çok aşikâr eden renk belki de... desenleri el emeği göz nuru, ince ince nakışlanmışlar. bazen bir çiçek, bir kuş bazen, bazen de bir ev... bazen de gözlerden uzakta bir köşede, gizlice, yarin ismi işlenmiş ince ince.

genelde bir genç kız eliymiş onları nakışlarla bezeyen.

öyle ya da böyle yastıktık işte.

bir genç kızın çeyizinin birer parçası olur, göz doldururduk.

ve bir aşkın en mahremine tanık tutulurduk.

acı olansa, tanık tutulduğumuz mahremin, aşka değil, yıllara rağmen birbirine yabancı kalmış iki insana ait olmasıydı.

"bir yastıkta kocayın" denirdi evlenen çiftlere. iki, aşka yakışmazdı zira. ne zamanki bir adam ve bir kadın iki kişi olarak kalırlardı, orda aşktan söz açılamazdı.

"bir yastıkta kocayın" denirdi. zira aşk varsa, bir kadın ve bir adam ikilikten çıkıp, birbirlerinde kaybolarak bir'leşirlerdi. işte o lâhzada zaten ikinci bir yastık fazlalıktan ötesi değildi.

bir kişi iki yastığı ne yapsındı ki?

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar