yeğen

#özgürler 

sevdiğiniz onca insan varken geride en çok onu özlersiniz. bir araya geldiğinizde oruçlu halinizle çift kale maç yapar, güreşir, arabacılık, kart bulmaca, saklambaç vs oynarsınız. artık yorgunluktan bittiğiniz zaman ölüyorum teyzem dediğinizde teyze son bir maç daha yapalım 40 da bitsin cevabını alırsınız. pilim bitti oynayamam dersiniz cızzt seni şarj ettim hadi oynayalım *derken ki sevimli haline dayanamayıp oynamaya devam edersiniz.
devamını gör...
daha doğmadan sevgisiyle sizi gece uyutmamayı başarandır. seher vaktinde çalan telefonla gelen muştulu haberdir. yalnızca resimlere bakıp kokusu duyulmaya çalışılandır.
devamını gör...
ucyuzotuzucun yeğeni o zamanlar 3-4 yaşlarındadır ve teyzesinin eşyalarına çok meraklıdır. ucyuzotuzuc odasında ayak pedalıyla çalışan motoruyla birşeyler yapmaktadır. kapıyı açık bulan yeğeni ki bu çok nadir olur - hemen teyzesinin yanına gelir.

y: teyze bu nasıl çalışıyor?
ucyuzotuzuc kendisi yokken yeğeninin bu tehlikeli aleti kurcalama ihtimalinden dolayı söylemek istemez ve yalan uydurur.
u:çalış deyince çalışıyor.
y: çalış! çalış! çalışmıyor teyze.

ucyuzotuzuc çocuk saflığına hem güler hem de söylediği yalandan dolayı kendini suçlu hisseder. ama istifini bozmaz.

u: o benim sesimi tanıyor ben çalış dersem çalışır. dur dersem durur.
y: teyze bi çalış desene nolur.
u: çalış!

ucyuzotuzuc bu arada yeğenine çaktırmadan pedala basar motor çalışmaya başlar. yeğen sevinç hayret ve merakla bakar motora. ucyuzotuzucun vicdanı çok sızlar.

u: istersen ben ayar yapayım senin sesini de tanısın. motorun orasını burasını yalandan kurcalayıp " hadi çalış de"
y: çalış!

motor çalışmaya başlar. yeğen çok mutludur.

y: çalış!- dur! -çalış! -dur!

ucyuzotuzuc dayanamaz bu çocuk masumiyetine kocaman bir öpücük kondurur yeğeninin yanağına gözleri dolu dolu. ve o günden sonra ne zaman bu olayı hatırlasa büyük bir vicdan azabı duyar o küçücük çocuğa yalan söylediği için. ve gözleri yaşarır bir insanın çocukken ne kadar saf ve masum olduğu ama büyüdükçe masumiyetini yitirip kirlendiği gerçeğini bir kez daha anladığı için.

özür dilerim teyzem. ben sana yalan söylemiştim. *
devamını gör...
kalbinizi dolduran, cüzdanınızı boşaltan can parçasıdır. poz poz çekilmiş fotoğraflarıyla hard diskinizin tamamına yakınını feth eder, bilgisayarınızı "yetersiz disk alanı" diye ağlatır.
devamını gör...
istisnasız her lisede, okul reisi diye tabir edilen kişilerin sahip olduğu akraba çeşididir. örnek olarak; oğlumuz liseye başlamıştır. bu reis arkadaşımız üst dönemdedir. yeni başlayan oğlumuzu koruyabilmek için çocuğu yeğeni ilan etmiştir. böylelikle yeni başlayan evladımız okuldaki pisliklerden kurtulduğunu zannetmekle beraber, aslında daha büyük bir pisliğe bulaştığının farkında değildir.

(bkz: bu da böyle bir anımdır)
devamını gör...
5 yaşında kuzucuğum
- teyze burda ne yazıyo
- ya semi yazıyo birtanem Allahın ismi o.
- ya semi lütfen teyzeme para verde bana kaplumbağa alsın . *
devamını gör...
dışarıdayım. ansızın telefonum çalıyor. "evde seni bekleyen bir ufaklık var, fazla oyalanma." diyor annem. o andan itibaren, uğraştığım şeylerin yoğunluğu, gözümde büyüyen noktalar, hepsi siliniyor kafamdan. tek düşündüğüm gülen yüzünle bir an önce karşılaşmak oluyor. yürümek için güzel bir gün olmasına rağmen, yollarımı kısaltacak formüller arıyorum.

özenle temizlediğim gözlüklerime, ağzına sokup çıkardığın ellerini değdirmen rahatsız etmiyor beni. yeni öğrendiğin bir oyun için, aynı hareketi defalarca tekrar ettirmen de. dünyanın bütün dertleri küçülüyor senin yüzüne bakarken. çok basit hareketlerim mutluluk giyiniyor senle olunca.

bu seferde aynı şey olacak mı diye sordum kendime hep. varlığını daha görmezden önce, kalbimde ki bu hissizliğin nasıl dolacağını merak ettim. ağabeylerin çocukları, ablaların çocuklarından farklı oluyor diyenler oldu. cevabını bulamadım. ta ki minik ellerini, merakla bakan gözlerini, masumiyetini, gülümsemeni görene dek, çıkardığın komik sesleri duyana dek. var olmayan bir his ansızın, bütün yoğunluğuyla, şiddetiyle içimi doldurana kadar. yok olan bir şeyin ansızın benliğinizi kuşatması, esir alması gibi. hiçbir çaba sarf etmeden, isteyişte bulunmadan. damdan düşer gibi işte. pat diye. bunun adı mucizeydi. bu sevginin adı.

öğrendiğime göre, şuursuz varlıkların amellerinin karşılığı, ücreti; yaptıkları işin, amelin içinde verilirmiş. yaptıkları işten zevk almaları şeklinde. arının yorulmadan bal yapmasını sırrı bu olmalı. bahçemdeki kedimin, yavrularını bırakıp, neden kendi hayatını yaşamadığını daha iyi anlıyorum şimdi. çünkü o vazifenin içine öyle bir lezzet verilmiş ki, onunla uğraşmak bir külfet değil, zevk oluyor.

sanki yeğen sahibi olmakta biraz böyle bir şey. insan amellerinin karşılığını ahirette alacak olsa da, rabbim burada da nasipsiz bırakmıyor. öyle bir duygu var ki sana bakmanın, seninle vakit geçirmenin içinde, eziyet olmuyor bana. kızamıyorum üstümü başımı dağıtmana, gözlüklerime dokunmana, eşyalarımı bozmana.

seni tanırken, kendimi tanıyorum bir yönüyle. hayatı tanıyorum. ve bu duyguyu kalbime koyana şükrediyorum.

kısacası yeğen, kalbe ikram edilmiş duyguların müsebbibi, vesilesidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar