yemin

resulullah (sa) buyurdular ki: "kim yemin eder ve "...islam`dan beri olayım!" derse, eğer sözünde yalancı ise, dediği gibi olur, yalancı değil de gerçeği söylemişse islam`a salim olarak dönemeyecektir."*
devamını gör...
bir marihuan eseridir.

"ilk kavgamı hatırlıyorum. çocuktum. dayak yemiştim. parasız yatılı yurduydu. izlemişti herkes ve " vur... vur... vur... " diye bağırıyorlardı. patlamış dudaklarımdan ağzıma kendi kanımın tadı geliyordu.

yaşça ve fizikçe benden büyük hasmımın büyük iri yumrukları en can alıcı noktalarda patlıyordu. bir yerden sonra acı vermez yediğin yumruklar, üçüncü biri gibi izlersin ezilen bedenini, biraz sonra kavga bitmiş herkes gitmişti, doğruldum, ayağa kalktım. kendi kanımı tükürdüm bahçenin beton kaldırımına haklıydım ama yeterince güçlü değil. yemin ettim.

bazen iyidir kavga. anlatamazsın karşındakine, fikirler bitmemiştir, ama istiap haddi dolmuş bir çöp torbası gibi daha fazlasını almıyordur küçük beyni. kuraldır ilk vuran kazanır, hatta ilk düşünen, ilk yumruk hedefi bulursa gerisi gelir.

felsefesi vardır kavga etmenin, gerektiği kadar dövüşürsün,haklıysan güçlüsündür. hassas noktaları vardır herkesin, örneğin burun, pek çok kavganın sonunu getirir...

kan çeker adamı, bunu çok gördüm, hasmının bir yeri kanarsa daha çok vurmak istersin, hayvansı bir haz belki, gazetelerde okuduğunuz "kırk yerinden bıçakladılar" haberlerinin sebebi budur. tek bir bıçak darbesi vurunca gerisini bilmez bıçaklayan, kendimden geçmişim der.

yurtta büyümenin getirisi iyi kavga etmeyi öğrenmektir. birkaç seferden sonra yumruktan korunmayı sonra saldırmayı öğrenirsin. zaferle ayrıldığın her kavga sana cesaret kazandırır saldırganlık verir, gücü hissetmek bağımlılık yapar kurtulamazsın. hep daha güçlü rakipler seçersin daha... daha... daha...

izmir'in herhangi bir yeriydi. doğruldum karanlık sokakta sere serpe yatan hasmının kanlı yüzüne baktım. iyi dövüşmüştüm, nerdeyse hiç darbe almadan ve isabetli yumruklar kondurmuştum esmer yüzüne. birkaç gün doğrulamazdı. yeminim geldi aklıma, her kavgamın bitiminde olduğu gibi. "son yumruğu ben atacağım" haklıydım ve yeterince güçlü.

bir akşam meltemi tatlı bir huzur gibi esip geçti saçlarımın arasından. yürüdüm ara caddelerine doğru şehrin, yüzümde bana ait olmayan kan damlalarıyla."
devamını gör...
yavuz bingöl'e ait parçadır.

bu sevdanın dalında hep yanmaya mı yeminin
erken gelen hazanda hep solmaya mı yeminin

bulutlarda yansın diye adını dağlara verdim
toprağa anlatsın diye sesimi sulara verdim
her mevsim uyansın diye sevdamı bahara verdim
dört yana savursun diye kokunu rüzgara verdim

bu sevdanın kapısını hep çalmaya mı yeminin
yanan kalbimin ahını hep almaya mı yeminin

bulutlarda yansın diye adını dağlara verdim
toprağa anlatsın diye sesimi sulara verdim
her mevsim uyansın diye sevdamı bahara verdim
dört yana savursun diye kokunu rüzgara verdim
devamını gör...
yemin



canım sağ oldukça rahmetli babam

susarsam, hakkını helâl etmesin.

ak sütün emziren ihtiyar anam,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



yerindedir daha aklım, iradem

ve işte yeminim, işte ifadem!

ilk insan, ilk nebi hazreti âdem,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



meylim ne şöhrete, ne saltanata;

hak için sarıldım ben bu sanata;

kür-åžad, bilge kağan, oğuzhan ata,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



önümde dururken türklüğün hâli,

susup da boynuma almam vebali;

ebubekir, ömer, osman ve ali(r.a)

susarsam, hakkını helâl etmesin.



esir iken kırım, kerkük, türkistan,

bana zindan olur maraş, elbistan

ibni sã®na, dedem korkut, alparslan

susarsam, hakkını helâl etmesin.



imanda bu fire, zillete bu zam!

doymuyor yüreğim ne kadar yazsam.

farabi, gazali, imamı azam,

susarsam, hakkını helal etmesin.



nusret versin yeri, göğü yaratan

çekip çıkartalım akı karadan

ertuğrul bey, osman gazi, murat han,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



ülküm aşk çölünde veysel karani

ulubatlı hasan eyler göreni

fatih, ak åžemsettin, molla gürani

susarsam, hakkını helâl etmesin.



bu yol bahadırlar, ermişler yolu;

kendini davaya vermişler yolu!

åžeyh mevlana, derviş yunus, köroğlu,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



türkçe sevdalanan, islâmca yanan

adar milletine bir değil bin can

yavuz sultan selim, barbaros, sinan

susarsam, hakkını helâl etmesin.



uyutulmuş köy, nahiye, ilçe, il

yüreğimi yetmiş yerden yara bil;

mehmet âkif, osman batur, åžeyh åžâmil

susarsam, hakkını helâl etmesin.



usta savaşçılar, genç mücahitler

imkanıma hizmetime şahitler

basbuğ, ülküdaşlar, aziz şehitler,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



içimde islâm'ın ince mânâsı

önümde türklüğün soylu davası

of'lu kör åžakir'in elif anası,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



sevdim, milletime gönlümü verdim

zalimin zulmüne göğsümü gerdim

kırıkhanlı kâzım, niksarlı nedim,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



kemal'imiz, turan'ımız, hacı'mız

beraberdir sevincimiz, acımız

mut'ta davar güden zeynep bacımız,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



mühim değil güceneni, küseni

Allah sevmez haksızlığa susanı

yozgat'ın yerköy'lü yetim hasan'ı,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



komünist, siyonist, pusudan çıktı

dinime saldırdı, töremi yıktı

gönen'li gülizar, bünyan'lı sıtkı,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



yurdum bir kağıttır ışık beyazı

üstünde insanlar mukaddes yazı

genci, ihtiyarı gelini kızı,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



mazlumlar hakkını almayıp ele,

günü gün edersem zalimler ile

evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,

susarsam, hakkını helâl etmesin.



Allah rızasıdır arzum, emelim!

bu necip milleti ondan severim

hazreti muhammed(s.a.v) gerçek rehberim,

susarsam, hakkını helal etmesin.


abdurrahim karakoçşiiridir...
devamını gör...
9.
anlaşma anlamında kullanıldığı gibi araplar sağ el anlamında da kullanıyorlar. bunun sebebi anlaşma yapılırken tokalaşma geleneğidir. bilindiği gibi tokalaşma eli sağ eldir. bu iki kelimenin ilişkisi buradandır.
devamını gör...
hayal bandosu'nun nadide şarkısıdır.

saçlarına nergis taktık
biz onu aşktan tanıdık
rüzgarın kırık kanadıyla
ellerine düşler bıraktık

biz sana aldandık
yalnızlığı dünde bıraktık
şarkımıza nağmelendik
uzaktık ama yeminler ettik

her yüze bahar yazdık
kuşlar yakındı artık
kalplerin soğuk sularında
sımsıcak hayaller yaktık

biz sana aldandık
yalnızlığı dünde bıraktık
şarkımıza nağmelendik
uzaktık ama yeminler ettik

biz sana sevdalandık
yalnızlığı dünde bıraktık
şarkımıza nağmelendik
uzaktık ama yeminler ettik

her sözü yemin sandık
kaç kez ömür uzattık
sevdanın uzak kıyısında
yalnızlıklarda yıkandık


biz sana aldandık
yalnızlığı dünde bıraktık
şarkımıza nağmelendik
uzaktık ama yeminler ettik

biz sana sevdalandık
yalnızlığı dünde bıraktık
şarkımıza nağmelendik
uzaktık ama yeminler ettik





devamını gör...
6100 sayılı hmk'da düzenlenmiş ve kesin delil statüsü olan bir müessesedir..

yemin hmk'nın md. 233/4'e göre şöyle edilecektir..;

“size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” diye sorar. o kimse de “bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum” demekle yemin eda edilmiş sayılır.
devamını gör...
bir önceki kanun olan 1086 sayılı (1927 yılı) hukuk usulu muhakemeleri kanununda ise şöyle düzenlenmişti..;

madde 264 - yemin aşağıdaki şekilde icra olunur:

hakim şahide: "åžahit sıfatiyle sorulan suallere verdiğiniz cevapların hakikate muhalif olmadığına ve meşhudat ve malümatınızdan birşey saklamadığınıza allahınız ve namusunuz üzerine yemin ediyor musunuz" ve şahit de cevaben "allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum" der.

--görülmektedir ki yeni kanunla seküler tandanslı düzenlemeler yapılmıştır..
devamını gör...
kuvvet.

bir haberi yahut bir işi yapma veya yapmama hususundaki azmi, iddiayı (sözü); vallahi, tallahi şeklinde, Allahü tealanın ism-i şerifini anarak veya dinin izin verdiği sözlerle kuvvetlendirmek. kur'an-ı kerim'de mealen buyruldu ki:

yeminlerinizi koruyun. (maide suresi: 89)

alış-verişte vallahi böyledir, vallahi öyle değildir diye yemin edenlere ve san'at sahiplerinden, yarın gel, öbür gün gel diye sözünde durmayanlara yazıklar olsun. (hadis-i şerif-kimyay-ı seadet)

doğru olsa bile çok yemin etmek, son nefeste imansız gitmeğe sebeb olur. doğru olarak çok yemin etmek Allahü tealanın ism-i şerifine ve yemine kıymet vermemek olur. bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek çok çirkin olur. şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek böyledir. (a.haskefi, ibn-i abidin)

(bkz: yemin keffareti)
(bkz: yemin i gamus)
(bkz: yemin i lağv)
(bkz: yemin i münakıde)
*
devamını gör...
bir işi yapmak veya yapmamak hususudur. Allah adını anarak sözü kuvvetlendirmeye yemin denir. yemin üç çeşittir.
1 - yemini gamus: yalan yere yapılan yemindir. mesela, borcunu ödemediğini bilen bir kimsenin vallahi borcumu ödedim" demesi gibi. bu şekilde yemin etmek çok büyük günahtır. bu yeminler yalancıları perişan eder. bunun kefareti de yoktur.
ancak bu türlü yeminler tövbe istiğfarla, kul hakkı varsa onu ödeyip helalleşmekle bu yeminin günahı belki bağışlanır.
2 - yemini lağv: geçmiş bir işi yanlışlıkla veya doğru olduğu kanatiyle yemin etmeye denir. bir kimseye olan borcunu ödedim zannederek "vallahi ödedim" demesi bu kabildendir. bu yeminde yalan kastı olmadığından kefaret lazım gelmez bağışlanması umulur.
3 - yemini mun'ahide: gelecekteki bir işin yapılması veya yapılmamasındaki yemin. mesela: "vallahi bir hafta sonra borcumu ödeyeceğim" denilmesi gibi. böyle bir yemine uyulmayıp, bir hafta sonra borcu ödenmezse kefaret
lazım gelir. bunun kefareti on fakiri sabahlı akşamlı doyurmaktır. buna gücü yetmezse üç gün aralıksız oruç tutar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar