yetim tanımlar

8508. (Tematik)
en başlarda, hani şu cogito sözlük'e kayıt olup utana sıkıla tanım girdiğim günlerde 'üzülme anadolu çocuu! gün gelecek sayınız onlu rakamlara ulaşıp zırt pırt zirve yapacaksınız' deseler inanmazdım.hala da inanmış değilim. gerçek mi ya?peki geliriz.ben ve yancılarım farmagül and fok balığı gibi konuşamayan ghız.işık savaşçısı da şirketten. nicki mouse ve deliçoban her türlü zaten. bi kurabiye adama garanti veremiyorum. biri fırında unuttu herhal *

devamını gör...
8509. (Tematik)
laflayuruyenpeynirdelisi iyi niyetiyle sağolsun şirketten demiş yapıştırmış bizleri lakin katılmayacağım zirvedir. gidenlerin muhabbetleri bol olsun, şöyle dağda sucuk ekmek yerken mesela hoş olur gibi. *

edit: hatlar karıştı ne istanbulu ya istanbula ankara bağlanacaktı * tamam düzelttim sakin, panik yok.
devamını gör...
8513. (Tematik)
bioder firmasıyla anlaşma imzaladım. tanımlarda ve başlıklarda sürekli reklam yapma ve yaptırma karşılığında server giderlerini karşılıyorlar

ben derviche moderne. bu hesap da yönetici kimliğimle yazamadığım, söyleyemediğim şeyleri paylaşmak adına açtığım ikinci hesabımdır.

admin olduğum için kimse hesap sormuyor.evet.

(bkz: alıcam sözlüğü binicem üstüne basıcam reklamı basıcam reklamı)



*
devamını gör...
8516. (Tematik)
vay be 12 kişi hali hazırda zirveye geliyorum diyor. sayı artabilirde. o değil de kayseri ekibi olarak iyi kalabalıklaştık biz yakında darbe bile yapabiliriz yönetime. bu kalabalık bir gün daha da artacak ve biz inşallah şu zirveyide yapacaz ; cogito sözlük kayseri halı saha zirvesi.*

o değil 12 kişi organizatör olarak çayları bana yıksalar ne kadar hesap öderim(hesaplayamadı) mavi ekran.*
devamını gör...
8518. (Tematik)
bu yaşıma geldim, hala yemek yerken yemeği döküyorum. öyle böyle değil her kaşıkta bir iki parça döküyorum. çok uğraşıyorum ama bir türlü öğrenemedim. var mı bir kursu falan *
devamını gör...
8520. (Tematik)
dünya gözüyle bir kez olsun yaşanması gereken duygu. dünya gözüyle dedik lakin aşkın gözü kör bilirsiniz. aşk dediğin şey zaten bu duyguyu hisseden dışında muhtemelen kimsenin o duygunun aynısını ortaya sunamadığı bir mikrokimyasallar devinimi.

aşık kişi kaybeder evet. kaybeder ama kazançlarının yanında kaybettiklerinin pek değeri yok. aşık oldun ve karşıdaki seni sevmedi, olabilir. dünya adaletin dimdik olduğu ve herkesin hakkını aldığı bir düzen içinde değil. Allah'ın koyduğu kurallardan insanlar saçmalıklarına kadar hepsi yazılmışlar, çizilmişler ve yaşanılmayı bekliyor. herkes ayrı sınav veriyor, sen de bununla sınav ver ne olur ki? dik durabildiğin sürece kazanansın. insanlara bakışlarında, yaşadıklarındaki tavırlarında, bu deneyimin ve tecrübenin olgunluğunu yaşayacaksın.

aşk dediğimiz şey aslında kara kaşlı kara gözlü bir kıza yanmak şeklinde baside indirgeniyor. bir de tam tersi olarak Allah aşkı dışındaki aşklar fanidir muhabbeti var. elbette doğru, gerçekçiliğin everesti olan Allah'ın insanın en yakınında olmasını kim reddedebilir ki? sadece ondan yardım dileyebileceğimizi ve onun ol demesiyle her şeyin olacağını bilmiyor muyuz? her nefes alıp verişimizde onu zikretmiyor muyuz?

fakat gerçek aşk Allah'a yönelmektir tabiri kanımca kelime haznesini daraltıp insanları kalıplara sığdırmaktan başka bir işe yaramıyor. Allah'a olan bağlılık ve onu en önde tutmanın adını aşk olarak koymak ve bir limona sevgi beslemeyi aşk olarak betimlemek insanı köreltiyor. çünkü biz aşk'ı bir karşı cinsi delice sevmek olarak öğrenmişiz ve Allah'a yönelmeyi aşk kavramına sığdırmamız muz ile kiviyi karşılaştırıp ikisi de meyvedir demekten farksız.

insanın en önemli özelliği beynini kullanması olsa da kalbinin hissettikleriyle beyninin çarpışması kadar muazzam büyüklükte bir özellik kalıplara sığdırılmaya çalışınca insanın bizatihi kendisi küçültülüyor.

karşı cinse ya da x bir kişiye bağlılık da insanın kalbi ve beyni arasındaki uçuşmalardan meydana geliyor ve kimsenin anlam veremediği duygular bütünü ortaya çıkıyor.

biz ne kadar burada duygularımızı kalıplara sığdırmaya çalışsak da kelimeler yetersiz kalmaya devam edecek. belki farklı bir yüzyılda ve kültürde yaşasaydık duygularımızı anlatabilirdik. bilemiyorum.

aşk dediğiniz şeyin adını her ne koyarsanız koyun fakat o duyguyu yaşayın. kalbiniz beyninize söz geçiremesin ve ağır bassın. zaman tekrar beyninizi kullanmayı öğretecek merak etmeyin. aşkınız o sırada devam ediyor olursa tutkuya dönüşür. bu aşık olmaktan daha iyidir hatta. bir de aşık olduğunuz ve tutkulu olduğunuz insanla birlikte yaşama muradına erebilirseniz değmeyin keyfinize.

insanın aslında ne kadar aciz olduğunu anlaması açısından aşkı tatmak iyidir. aklımı kullanarak her şeye karşı koyabilmem mümkündür diyen adamı rüzgarda savrulan yaprak parçalarına çevirir de ne olduğunu anlayamazsınız bile.

aşık olunan kişide değil, bu duygunun kendisindedir asillik.

çok dağıldı konu farkındayım, uzatmayayım didim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar