muhteşem bir adnan islamoğulları yazısı.

islamoğulları bu yazısında 12 eylül ve 12 eylül sonrası ülkücü hareketin durumunu tahlil etmiş. ülkücü hareketi bir özeleştiri süzgecinden geçirmiş.

''...

ülkücü hareket'in çok büyük bir darbe yediği 12 eylül ihtilâli'nin üzerinden geçen zaman da otuz bir sene..

hafızalarımızda daha dün gibi tâze o gün.

yaraları tam olarak sarılmış değil.

12 eylül darbesi ile fikrî ve kurumsal bir hesaplaşma hiçbir zaman yapılamadı.
...

12 eylül ile hesaplaşılmadığı için de devlet ve ülkücü hareket arasındaki marazî karâbet ve münâsebet üzerinde bir asgarî müşterekler oluşmadı.

ülkücü hareket bu gün bile üzerinde mutabakata varılmış müşterek bir devlet fikrinden mahrum.

demokrasi fikrinden mahrum.

ekonomi fikrinden mahrum.

dış politika fikrinden mahrum.

avrupa ile ilişkiler fikrinden mahrum.

ortadoğu fikrinden mahrum.

avrasya fikrinden mahrum.

sanat fikrinden mahrum.

ülkücü hareket bir 'mahrûmiyet bölgesi'.

ülkenin hangi gündemi olursa olsun, hiçbirinde homojen bir tepki bile koyamıyor ortaya.

ülkücü hareket, 12 eylül ile hesaplaşmadığı için, bir demokrasi fikri olmadığı için referandumda parçalara ayrıldı. ''evet'' diyenlerle, ''hayır'' diyenler sanki aynı ocaklardan yetişme ülkücüler değildi de, düşman kampların personeliydi, hain, satılmış sıfatları yapıştırılıverdi yine birilerinin üzerine.

ülkücü hareket, 12 eylül ile hesaplaşmadığı için davutoğlu'nun uyguladığı dış politikaya dair fikri bile yok, ne itiraz edip alternatif sunabiliyor, ne de desteklemeye cesâret edebiliyor.

ülkücü hareket, avrupa’yı ''türk federasyonları''ndan ibâret sanıyor.

ülkücü hareket'in bir iran fikri yok, suriye fikri yok, olan bitenleri tâkip bile etmiyor. kerkük'te türkmenlere yönelik bir baskı, zulüm gerçekleşmedikçe bölge hakkında konuşacak argümanı da yok.

ülkücü hareket'in hâlâ ve hâlâ bir sanat fikri yok. bir tek ama bir tek sanatçısı yok. gecelerinde şarkı/türkü çığıran birkaç solisti sanatçı zanneden bir aymazlığın sahibi, çünkü sanata dair en ufak bir derdi yok.

ülkücü hareket'in edebiyatçısı yok. olanların da esâmisi okunmuyor, çünkü böyle bir kurumsallaşma derdi yok.

cumhuriyet dönemi türk siyâsî tarihinin en büyük örgütçüleri(!) olarak bilinen ülkücüler, politik değirmene su taşımak gibi pragmatik değerleri olan sendikaları hâricinde örgütlenemiyorlar. iş adamları örgütlü değil, dolayısıyla finansmanı yönetemiyor. meslek odaları örgütlü değil, bürokrasiyi yönetemiyor. düşünce kuruluşları yok, dünyayı ve geleceği okuyamıyor. kültür ve sanata dair endişesi yok, yayınevleri yok, dergileri yok, dört başı mâmur gazeteleri yok, marjinal ve üç-beş kişiden oluşmuş cemaatlerin birden fazla televizyonunun olduğu türkiye’de ülkücülerin televizyonu yok...


bu kadar ''yok '' arasından neyi ''vâr'' edecek ülkücü hareket?

...''

yazının tamamı için;

http://www.cogitosozluk.net...



devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar