yoksulluk içimizde

mustafa kutlu'nun o büyük yoksulluk ve yoksunluk hikayesi dergahyayınlarından.
-akasyalar açar mı ?
-ahlâk dersi
-yoksulluk içimizde
-siyah gemiler
-mefruşat
-ihtiras enginleri
-kalbimin dâsitânı
-aşk
-tenhalık basınca
-umutsuz bir aşkın münakaşası
-telâşın mânidar
-es-salâtü hayrun mine'en-nevm
-sözün nihâyeti ve sevdanın bidâyeti, gibi 13 hikayeden mürekkeb bu kitabçık mustafa kutlu ile içimize belkide yetirdiklerimize yolculuk ama dönüş değil bir kalkışma edası var mustafa kutlu'da zira o bir kent hikayecisi bir tür gerillası.

ve hemen diğer hemen arkasından yine aynı kaynatan ses verecek mustafa kutlu "yoksulluk kitabı" bu bambaşka bir tür kentin merkezini kazımak gibi.
devamını gör...
güzel hikaye. kitap eleştirmeyi bilmem. benim için güzel, idare eder veya kötüdür. bu güzel.

--- alıntı ---

Gökyüzüne bakarken Engin. Bir yıldız kayıyor. Hep böyle olur. İnsanlar gökyüzüne bakar ve bir yıldız kayar. Aslında bundan daha tabii ne olabilir? Bir yıldızın kayışını görmek bile kâfi değil midir…?

--- alıntı ---
devamını gör...
--- alıntı ---

bedeni ve maddi hazlara bağlı bir mutluluk düşüncesini besleyip büyütüyoruz.
dünya muhabbetini sayısız teferruat ile zenginleştiriyoruz. nefsin ihtirasları bizi her an değişik parıltılar yayan eşyaya doğru koşturuyor. bu vahşi koşu modern dünyanın simgesidir.

bu kitap kalbi olanı, aşkı ve öteleri dile getirerek hayatın hakikatına işaret ediyor. içimizdeki yoksulluğu farketmek için belki bir fırsattır bu.

--- alıntı ---
devamını gör...
--- alıntı ---

bizim zenginlik saydıklarımız meğer gönlümüzün yoksulluğuymuş, oysa mutlu olmak için çok bir şey gerekmiyor.

melâl(hüzün) içindesin. yoksul olduğunu düşünüyorsun. ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır.

içindeki yoksulluğu hissediyor musun? işte senin için en hayırlı vakit.. ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir.
unutma, ihtiyaç mütemadîdir.

--- alıntı ---
devamını gör...
mustafa kutlu'nun arayış öyküsü. süheyla'nın dönüşü, engin'in virane oluşu...

süheyla engin'i ev eşyaları satan bir dükkanın önünde görünce nefsinin tuzaklarını tanır, engin ise süheyla'dan "hayır" cevabını alınca.

--- alıntı ---

sorular yağmur gibi iniyordu. bizler kimiz, neyiz, ne yapıyoruz? insanları aldatarak, onların saf ve temiz taraflarını kanatıp kirleterek ve katiyen ihtiyaç duymadıkları şeyleri ihtiyaçmış gibi göstererek, yetmeyen paralarını ve mal varlıklarını, giderek haysiyet ve umutlarını çalarak biriktirdiğimiz bu kirli para. insanları birbirine yaklaştıran ve yardımlaşmalarını sağlayan bir alışveriş değil bizimkisi. onları her geçen gün daha bir ezerek, daha bir küçülterek insanlıktan çıkarmak, eşyaya, mahiyeti meçhul eşyalara zebun kılmak. başka bir seçenek kalmıyor, ya esir olacaksın, ya zorba...

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar