yolculukta kitap okumak

yolculuğun keyfini arttıran okumalardandır. kısa öyküler tarzı yahut alıntılar kitabı şeklinde yazılmış kitaplar tercihim olur genellikle. bir bölümden diğerine geçerken yanımdan akıp gitmekte olan manzaranın seyrine dalmaya fırsat bulup tefekkür etmek şahane oluyor.. elimde kitap dakikalarca açık durabiliyor bu düşünme molalarından dolayı.

yanıma kitap almayı unutmuşsam, yol arkadaşım yoksa o yolculuğun tez bitmesi için dua ederim.

ya da;

(bkz: yolculukta yanındakinin gazetesini okumaya çalışmak)
devamını gör...
eğer yolculuk pamukkale ekspresi ile gerçekleşiyorsa tadından yenmez lakin eski trenlerimizin mevcut hızında dediğim yıllar 1990-2000 arası istanbul - afyon / denizli 14 saatten aşağı sürmezdi. bu süreçte zaten eğer hava birde kışsa daha uzayan yolculuklarda bir kitabın altından girip üstünden çıkmak hiçte zor olmazdı. evden alınan çıkınla birlikte çantandan eksik etmediğin kitapların sende bıraktığı izler aslında bu yaşlarda ki karakterinin de ana unsurlarıydı. kafan tümseklerde seke seke yaylı oyuncuklar gibi oynarken , gözlerini bozmak için vermiş olduğun uğraşlar bir tünele girdiğinde hafifler artık uyusana evladım sözüyle daha zevkli hale gelen okumalar sana daha fazla haz verirdi.

birde o kitapların yanına koyduğun lemanlar ise pastanın üzerinde ki krem şanti olurdu. herkes uyurken kendi kendine gülümsemelerin yeri geldi mi 3 oktavlık tebessümlerin yan koltukların dikkatini çeker - bazı teyzelerin la havle vela kuvvete leri ise sol kulağında eksik olmayan sesler olarak yolculukta sana eşlik ederdi.

zaman ilerledi metro turizmler büyüdü kamil koç lar tüm ülkeyi ele geçirdi. prenses markalı otobüslerden o 403 lü yıllara geçildikten sonra daha dar koltuklara terfi edildi. ışıklar bir yandı bir söndü tam konsantre olmuşken " sayın yolcularımız metin dinlenme tesislerine gelmiş bulunmaktayız" sözleri okumaları böldü. artık o tatlar eskiyi aratır oldu kulağında artık teyzelerin sözleri yerine tatlandırılmış drajeli başka şeyler çalmaya başladı ama hiç bir şey o eski okumaların tadını vermedi.
devamını gör...
her zaman imrendiğim ve kesinlikle yapamayacağım bir eylem.mide bulantısından ölürüm herhalde.telefonuma bakmak için kafamı biraz aşağı indirdiğimde bile fena oluyorum.
devamını gör...
uyku getirir. ya firmanın abuk filmlerini izlerim ya da sözlüğe girerim.
diğer türlü sürekli balgam atacak gibi öksüren dayıyla çiyaklayan çocuğun sesi yolculuk boyu çekilmiyor.
devamını gör...
kitap okumak için en iyi durumlardan biridir. genel olarak ortam sessiz olduğundan ve genelde tv izlemeyen, filim beğenmeyen benim için tek çare. o uzun yolculuğunuzda rahatlıkla kitabınızı bitirebilirsiniz. bence mükemmel bir durum.
devamını gör...
yolculuklarımda hep bunu amaçlarım, o kadar amaçlarım ki, kitaplarıma uzun uzun bakıp hangisini okusam, az sayfalı olsun, hafif olsun, kötü çıkma ihtimali olmasın diye uzun uzun kitaplarla bakışır, ben şurdan bi socrates dergisi alıyım en güzeli şeklinde sonuçlanır her seferinde. işin kötüsü ben otobüste deli uyuyan bi tipim, saatler harcayıp seçtiğim derginin kaderi koltuğun önündeki fileli kısımda seyahat etmekten öteye hiç gidemez.
devamını gör...
bulunduğunuz ortamdan soyutlanmaya neden olur. ne duraklar kaçırdığımı biliyorum yalnız iyidir de, okuduğum kitapların yarısına yakınını üniversite zamanı otobüste okumuşumdur.
devamını gör...
daha bugün gerçekleştirdiğim durum. çantama iki kitap atmıştım. geliş yolunda birini bitirdim bile. yarın dönerken de diğerini bitireceğim oh mis.
devamını gör...
yapabilenine hakikaten imrendiğim durum. bilmem kaç saatlik yolculuğum süresince muazzam sayıda sayfa okuyabileceğim uygun vaktim varken oluşan mide bulantısı nedeniyle okuyamıyorum.

hayatımdaki keşkelerimden biridir.
devamını gör...
bende korkunç baş dönmesi ve mide bulantısı yapan olay. bu aktiviteden %100 verim alabildiğini iddia eden kişi ya radyasyona bile dayanıklı bir su ayısıdır, ya da gösterişci bir sinsidir ve kitabın sayfalarını seyredip hayal kuruyordur.
devamını gör...
açılın ben o kişiyim. *
efendim aslında uzun yıllar bırakın kitap okumayı uyumadığım an bile geçmezdi yolculuk esnasında. istanbulun bitmek bilmeyen trafiği beni buna mecbur bıraktı bi yerde. önceden kitaba bakınca midem bulanırdı şimdi çok rahat okuyabiliyorum.
hatta şimdi yola özel kitaplar almaya bile başladım. nispeten daha rahat okunacak kısa öyküler her daim yola çıkarken çantamda. istanbul yalova, bursa istanbul arası çokça kitap bitirdim. tek sıkıntı yüksek sesle konuşan insanlar ve ağlayan bebeler ona çözüm olarakta sakin bir enstrumantel müzik. ki ben asla okurken birşeyler dinlemezdim ama mecbur kaldım.
devamını gör...
eskiden yapabildiğim ama artık vazgeçtiğim eylemdir. ki bayram tatilinde yaptığım seyahatlerde de yanıma bir tane bile kitap almadım. aziz augustine çok güzel bir söz söyler ve der ki :

"dünya resimli bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun yalnızca bir sayfasını okur"

dolayısıyla madem yolculuk yapıyorum, o halde dünya denen resimli kitabın, sayfalarına dalmak en güzeli. teşekkürler aziz augustine.
devamını gör...
aşırı derece baş dönmesi, mide bulantısı yapan özendiğim ama beceremediğim eylem. artık daha sıradan şeyler yapıyorum camdan dışarıyı seyretmek gibi.
devamını gör...
kendimle ilgili sorunlardan biri. araç hareket halindeyken 20 saniyeden fazla yol yerine kitap, telefon vs bir şeyle ilgilenince baş dönmesi, mide bulantısı başlıyor. o yüzden ben de kaç saat mal gibi yolu izliyorum. şanslıysam ve birlikte seyahat ettiğim kişi biraz kafaysa onunla muhabbet ediyorum.
edit: ahaha herkesin derdi aynıymış.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar