yoldaki işaretler

seyyid kutub'un 1954 - 1964 yılları arasında kaldığŸı hapishanede kaleme aldığŸı ölümsüz eser...

Kutub eserinde, cahiliye karanlığŸında bir meşŸale olan Yoldaki işŸaretler'de Kur'an temelli bir akidenin ve yalnızca bu akidenin hayat verdiğŸi islami hareketin, islam toplumunun yeniden inşŸası için önemli bir adım olduğŸunu söylüyordu.

1965 yılında, Yoldaki işŸaretler'de yer alan düşŸüncelerinin kendisi için nasıl bir tehdit oluşŸturduğŸunu fark eden abdülnasır'ın emriyle seyyid kutub tekrar tutuklandı ve mahkeme sonunda idamına karar verildi.

Müslümanlara her türlü cahiliyeden koparak Kur'an'a dönmeleri çağŸrısında bulunduğŸu Yoldaki işŸaretler, bir bakıma Seyyid Kutub'un idam fermanı olmuşŸtur.

(bkz: seyyid kutub)

islami düşŸüncenin yeniden ihyası için 50 yıldır bu eserin üzerinde bir ürün hala verebilmişŸ değŸiliz maalesef.
devamını gör...
--- alıntı ---
onlara hoş görünmek derdine düşerek islam'ı olduğundan başka bir biçimde kesinlikle sunmayacağız insanlara… onların şehevi tutkularını, tahrife uğramış düşüncelerini, dünya görüşlerini kesinlikle övmeyeceğiz. son derece şeffaf davranacağız onlara. açikça diyeceğiz ki; içinde yaşadığınız şu cahiliyye düzeni var ya işte o tamamen necistir. Allah islam'a ve o’nun dünya düzenine inanarak temizlemek istiyor sizi. şu ortamdaki tutum ve davranışlarını nahoştur; Allah sizin bu çirkin tutum ve davranışlarınızı islam'la güzelleştirmek istiyor. yaşadığınız şu hayat son derece bayağıdır; Allah istiyor ki, islam'la yükselesiniz. yaşamınızda son derece kötümser, son derece sıkıntı içerisindesiniz. Allah yaşamın bu dayanılmaz ağırlığını sizden hafifletmek, sizi boşluktan, kötümserlikten, nihilistlikten kurtarmak, size rahmet etmek, sizi mutlu etmek istiyor
--- alıntı ---

*
devamını gör...
lise yıllarında bu kitabı okuduğumda yerimde duramaz olmuştum. islam adına mücadele etmek, birşeyler yapmak istiyordum artık. bu anlamda müthiş serttir, başkaldırıdır. sosyoloji okuyan bir abi hediye etmişti bana bu kitabı. çabuk etkisini göstermiş, iki hafta sonra kişisel gelişimle ilgili bir panele katılıp slogan falan atmıştım. fikri olarak epey etkilenmiştim, birkaç sene sürdü bu ateş. şimdi esnekleştik, liberalleştik, ateşimiz söndü, ama yoldaki işaretlerin benim hayatımdaki yeri bir başkadır her zaman için.
devamını gör...

--- alıntı ---
bugün insanlık korkunç bir uçurumun kenarında duruyor... bu hal; başının üzerinde asılı duran yokoluş tehdidi yüzünden değil... bu tehdit, hastalığın belirtisidir; hastalığın kendisi değil... fakat asıl sebep, insanlığın değerler dünyasında iflas etmiş olmasıdır. zaten, insan hayatının sağlam bir şekilde gelişmesive sağlıklı bir biçimde ilerlemesi ancak o değerlerin gölgesinde mümkün olabilir. bu durum, batı dünyasında tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. o batı dünyası ki, artık elinde insanlığa verecek hiçbir değer ölçüsü kalmamıştır. daha doğrusu, uyguladığı demokratik düzen in iflasa benzer bir şekil almasından sonra, öz varlığını deva ettirmek için kendi vicdanını bile ikna edecek bir şeyi kalmamıştır. nitekim, batı toplumu yavaş yavaş doğu blokunun düzenlerini ve özellikle doğu blokunun sosyalizm adındaki ekonomik doktrinini iktibas etmeye; ödünç almaya başlamıştır.
--- alıntı ---
*


--- alıntı ---
o neslin beslendiği ilk kaynak sadece kur an dı... evet, yalnız başına kur an... resulullah s.a in hadisi ve kılavuzluğu sadece bu kaynağın eserinden başka bir şey değildi. nitekim hz. aişe r.a resulullah s.a ahlakı sorulduğu zaman; ^" onun ahlakı kur an ın kendisi idi" demiştir.

ilk örnek nesil kur an a yaklaşırken kültür ve inceleme maksadıyla yaklaşmazlardı. o nu okurken zevk alma, eğlenme gayesiyle okumuyorlardı... ve onlardan hiçbir kimse kur an ı okurken mücerret manada kültürünü artırmak için okumuyordu. ilmi ve fıkhi konulardaki iddialarına yeni bir mesned bulmak ve böylece dağarcıklarını şişirmek için kur an ı ele almazlardı. onlar kur an okurken Allah ın emrini öğrenmek için okuyorlardı.
kur an ı okuduklarında tıpkı savaş alınında aldığı "günlük emri" duyar duymaz hemen tatbik etmek için faaliyete geçen bir asker gibi kur an a yaklaşıyorlardı. bu yüzden onların hiçbiri bir oturuşta bildirilenden daha fazla emir ve talimat öğrenmek istemezdi. cünkü biliyordu ki ne kadar çok öğrenirse o kadar omuzuna vazife ve sorumluluk yüklenecekti.
--- alıntı ---
*
devamını gör...

--- alıntı ---
bu arada üzerinde dikkatle durulması gereken bir üçüncü faktör daha vardır. o zaman islam a giren kişi giriş kapısının eşiğinde cahiliyye dönemindeki herşeyi sıyırıp atıyordu. islam a girer girmez, cahiliyye devrinde yaşadığı büsbütün ayrı olan yeni bir devrin başladığını hissediyordu. cahiliyye dönemindeki bütün alışkanlıklarının karşısında kuşkulu, çekingen, şikayetçi bir tavırla durur ve onların islam la bağdaşmıyan pisliklerinden ibaret olduğunu hissederdi. ve işte bu duyguyla islam ın yeni hidayetine kavuşurdu.
--- alıntı ---

*
devamını gör...
devamlı çizginin sağ tarafında ise kesik çizgiler sollama yapabilirsin anlamı çıkar, sol tarafında ise sakın sollama yapma anlamı içerir.
devamını gör...
korkuya oynayan bir kitaptır. "cahiliye toplumu" aman Allahım neredeyim ben, nereye gidyorum cehenneme mi? derhal birşey yapmalıyım. "cihad" evet cihad etmeliyim ama nasıl? radikal olayım o zaman duygusu yaratır. ama hayat oyun değildir. telaş yenilgidir. yoldaki işaretler nereye götürür ki beni...
devamını gör...
öğrenci evimize gelip de çay içerken, yoldaki işaretler adlı kitabı gören solcu arkadaşımın, ehliyet kursuna mı gidiyorsun? diye sorarak hepimizi güldürdüğü kitap.
devamını gör...
bir dönem okunması ve bulundurulması bir çok cemaatin evinden kovulma sebebiydi. çok şey değişti. türkiye müslümanlarının ufku değişen zaman içinde ilerledi. bugün geçmişte bu kitabı yasaklayan pek çok cemaatin kitap okuma listelerinin değişmezlerinden oldu.

zaman içinde kendisine gösterilen yaklaşım, ümmet olma çizgisinde ne kadar mesafe aldığımızı gösteriyor bana göre. farklı olan düşüncelere tahammülümüzün ne kadar arttığını. "bizim" kavramının sınırlarının ne kadar genişlediğini.

zamanın eskitemediği bilakis değerini arttırdığı tam anlamıyla bir islam düşüncesi klasiği.
devamını gör...
gençlere yeniden okutulması gereken bir kitaptır. türkiyede ilk okunduğu yıllarda, yer yer yanlış da anlaşılmış olmasına rağmen çok önemli etkiler uyandırmış bir kitaptır.

kitabın içeriğindeki fikirlerin değerinin yanısıra üslubu da çok önemli mesajlar içeriyordu. bugün müslümanların düştüğü buhrana bakınca o uslubun bugün ne kadar gerekli olduğunu yeniden müşahade ediyorum.

yoldaki işaretlerde, islam komplekssiz, kati bir iman ile anlatılır. kitabın berraklığı, kur'an'ın berraklığını çağrıştırıyor. hak ile batıl net bir şekilde belli. müslüman olmaktan dolayı, kapitalist, liberal, karjsist efendilere karşı şirin gözükme kaygısı gütmeden, olması gerektiği gibi kendinden emin bir kitap.

özellikle cihat ile ilgili kısmında, cihadı adeta altına yapmış çocuk psikolojisi ile "bir savunma savaşı" psikolojisinde savunmaya çalışanlara karşı, adaleti ve hakkı diğer mazlum ve muhtaçlara taşıma misyonu olarak ele alıyor.

aradan geçen yıllar içerisinde yeniden okumamız ve okutmamız gerektiğine inandığım bir kitap.
devamını gör...
Allah ın kanunları varken onun dışında hüküm ve otorite kabul eden tüm rejimleri ve ideolojileri cahiliyye sisteminin içine sokan ve bunu benimseyen toplumları müşrik toplumlar olarak gösteren, müslüman kimliğin içini tevhidi inançla doldurulması gerektiğini anlatan modern yüzyılın kült islami kitabı. seyyid kutub un bu kitabı ortadoğu üzerindeki islami hareketleri bire bir etkilemiştir ve bu etkiyi türkiye müslümanları da hissetmiştir.
devamını gör...
ilk gençlik yıllarımda heycanla kitap fuarından aldığım fakat fakültede ablaların dudak bükerek, 'hımm bu kitap sakıncalı okumamalısın' dedikleri, ve bu yorumdan dolayı okuma azmim artarak benzeri kitaplara yönelten, tuz tadında bir kitap.
devamını gör...
şehid seyyid kutub'un örnek kur an nesli ni a'dan z'ye anlatan muhteşem kitap.

* bugün insanlık korkunç bir uçurumun kenarında duruyor... bu hal; başının üzerinde asılı duran yokoluş tehdidi yüzünden değil... bu tehdit, hastalığın belirtisidir; hastalığın kendisi değil... fakat asıl sebep, insanlığın değerler dünyasında iflas etmiş olmasıdır. zaten, insan hayatının sağlam bir şekilde gelişmesive sağlıklı bir biçimde ilerlemesi ancak o değerlerin gölgesinde mümkün olabilir. bu durum, batı dünyasında tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. o batı dünyası ki, artık elinde insanlığa verecek hiçbir değer ölçüsü kalmamıştır. daha doğrusu, uyguladığı demokratik düzen in iflasa benzer bir şekil almasından sonra, öz varlığını deva ettirmek için kendi vicdanını bile ikna edecek bir şeyi kalmamıştır. nitekim, batı toplumu yavaş yavaş doğu blokunun düzenlerini ve özellikle doğu blokunun sosyalizm adındaki ekonomik doktrinini iktibas etmeye; ödünç almaya başlamıştır.
...
...

o neslin beslendiği ilk kaynak sadece kur an dı... evet, yalnız başına kur an... resulullah s.a in hadisi ve kılavuzluğu sadece bu kaynağın eserinden başka bir şey değildi. nitekim hz. aişe r.a resulullah s.a ahlakı sorulduğu zaman; ^" onun ahlakı kur an ın kendisi idi" demiştir.

..
..

ilk örnek nesil kur an a yaklaşırken kültür ve inceleme maksadıyla yaklaşmazlardı. o nu okurken zevk alma, eğlenme gayesiyle okumuyorlardı... ve onlardan hiçbir kimse kur an ı okurken mücerret manada kültürünü artırmak için okumuyordu. ilmi ve fıkhi konulardaki iddialarına yeni bir mesned bulmak ve böylece dağarcıklarını şişirmek için kur an ı ele almazlardı. onlar kur an okurken Allah ın emrini öğrenmek için okuyorlardı.

..
..

kur an ı okuduklarında tıpkı savaş alınında aldığı "günlük emri" duyar duymaz hemen tatbik etmek için faaliyete geçen bir asker gibi kur an a yaklaşıyorlardı. bu yüzden onların hiçbiri bir oturuşta bildirilenden daha fazla emir ve talimat öğrenmek istemezdi. cünkü biliyordu ki ne kadar çok öğrenirse o kadar omuzuna vazife ve sorumluluk yüklenecekti.

bu arada üzerinde dikkatle durulması gereken bir üçüncü faktör daha vardır. o zaman islam a giren kişi giriş kapısının eşiğinde cahiliyye dönemindeki herşeyi sıyırıp atıyordu. islam a girer girmez, cahiliyye devrinde yaşadığı büsbütün ayrı olan yeni bir devrin başladığını hissediyordu. cahiliyye dönemindeki bütün alışkanlıklarının karşısında kuşkulu, çekingen, şikayetçi bir tavırla durur ve onların islam la bağdaşmıyan pisliklerinden ibaret olduğunu hissederdi. ve işte bu duyguyla islam ın yeni hidayetine kavuşurdu.

*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar