yunus emre

gerçekten müslüman olduğuna inandığım büyük düşünür.hani böyle ben müslümanım falan diyip her bi şeye dinin karıştıran tipler vardır ya hah onlar gerçekten inan insanlar değildir.inanmak için ben gerçekten bu dine mensubum diyebilmek için en az dinin gösterdiği kadar hoşgörü gösterebilmelisin.yok illla gözüne gözüne sokça, ardındna her türlü şerefsizliği yapçan.oysaki yunus ne de güzel demiş:

ya olduğun gibi görün;ya da göründüğün gibi ol
devamını gör...
bir divandar, bir talib-i tasavvuf olarak, bir halk edebiyatı düşkünü olarak, bir batı edebiyatı takipçisi olarak en beğendiğim ve zirveden asla indiremeyeceğim alimdir.
onun yazılarındaki tatlılık şuradan gelir bence. o hiç giriftarlık yapmaz. çok sadedir. dizeyi herkes ilk okuduğunda çarpılır. klasik dediğimiz şeyin tam karşılığıdır. gereksiz makyaj yoktur şiirerinde. su gibidir berraktır. yunus ra deyince hep şu dizeyi hatırlarım:

gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz.

tıpkı bu cümledeki gibi görünüş(şekil) olarak çok çok basit olmasına rağmen en az bir gazel kadar mana ihtiva eder ki buna düpedüz mucize denir. kelimelerin kifayesiz kaldığı anlar tamda yunus ra' u tasvire başladığınız anlardır.
işte o yüzden deriz ki yunus * u tarife ne hacet, ne hekim*dir biliriz.
devamını gör...
"be hey kardeş hakkı bulam mı dersin
hakka yarar amel işlemeyince
bu sırrın ötesin duyam mı dersin
mürşid-i kamille başlamayınca

gel hey kardeş gel sen birliğe özen
birliktir her nefsin kal'asın bozan
hiç kendi kendine kaynar mı kazan
çevre yanın ateş eylemeyince

aşkın odu geldi yüreğim harlar
aşkı olan, arı kendini neyler
behey yunus sana söyleme derler
ya ben öleyim mi söylemeyince."

diyen derviş....usta, üstad türkücü hasan yükselir yorumuyla daha da güzelleşen bir ilahi.
devamını gör...
****

ı.

gözüm seni görmek için elim sana ermek için
bu gün canım yolda kodum yarın seni bulmak için

bu gün canım yolda koyam yarın ivazın veresin
arzeyleme uçmağını hiç arzum yok uçmak için

bana uçmak ne gerekmez hergiz gönlüm ona bakmaz
işbu benim zarılığım değildurur bir bağ için

uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin
vardır ola birkaç huri hevesim yok kuçmak için

bunda dahi verdin bize ol huriyi çift ü helal
ondan dahi geçti arzum azmim sana kaçmak için

sufilere ver sen onu bana seni gerek seni
haşa ben terk edem seni şol bir ala çardak için

yunus hasretdurur sana hasretini göster ona
işin zulüm değil ise dad eylegil varmak için

ivaz karşılık
uçmak cennet
hergiz asla
zarılık ağlayış inleyiş
kuçmak kucaklamak
dad adalet


ıı.

çalab nurdan yaratmış canını muhammed'in
aleme rahmet saçmış adını muhammed'in

dostum demiş yaratmış hem onun kaydın yemiş
ümmetten yana komuş yönünü muhammed'in

muhammed bir denizdir alemi tutupdurur
yetmiş bin peygamberler gölünde muhammed'in

dünya malın tutmamış hiç emanet artmamış
terzi biçip dikmemiş donunu muhammed'in

tanrı arslanı ali, sağında muhammed'in
hasen ile hüseyn'i solunda muhammed'in

yılda yetmiş bin hacı her biri niyyet eder
varır ziyaret eder nurunu muhammed'in

yunus dedem aşklıdır eksiklidir miskindir
her kim yemez mahrumdur honunu muhammed'in

çalab tanrı
kayıd yemek ilgilenmek üstüne düşmek
don elbise
hon sofra


ııı.

hak bir gönül verdi bana ha demeden hayran olur
bir dem gelir şadi olur bir dem gelir giryan olur

bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmuş gibi
bir dem beşarette doğar hoş bağ ile bostan olur

bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerh eyleyemez
bir dem dilinden dür döker derdlilere derman olur

bir dem çıkar arş üzere bir dem iner taht-es-sera
bir dem sanasın katredir bir dem taşar umman olur

bir dem cehalette kalır hiç kimseyi bilmez olur
bir dem dalar hikmetlere calinus u lokman olur

bir dem dev olur ya peri viraneler olur yeri
bir dem uçar belkıs ile sultan-ı ins ü can olur

bir dem varır mescidlere yüz sürer anda yerlere
bir dem varır deyre girer incil okur rühban olur

bir dem gelir isa gibi ölmüşleri diri kılar
bir dem gelir girer kibr evine fir'avn ile hamam olur

bir dem döner cebraile rahmet saçar her mahfile
bir dem gelir gümrah olur miskin yunus hayran olur

giryan ağlayan
şadi sevinçli
zemheri
beşaret müjde
dür inci
taht-es-sera toprağın altı
deyr kilise manastır
hamam hz.musa zamanındaki firavunun veziri
gümrah yolunu kaybetmiş
devamını gör...
**

bunca gönül aldırıp cihana sultan mısın
hükmün canlara geçer can içinde canan mısın

bakışın bin can alır derdin yürekte kalır
gören kendinden varır uşşaka kuran mısın

uçan kuşlar uçunur seni yel görse durur
devlet hükmüne girer belkıs süleyman mısın

yüzünden gün tutulur ay doğmağa utanır
gören heybete kalır yusuf-ı kenan mısın

ölü görse dirilir kalıbına can gelir
topraktan avaz gelir isa'bni meryem misin

aşkın dine şur eyler arslana zencir eyler
katı taşı mum eyler yoksa ferhad sen misin

aşkın hakka irgörür ol gözler didar görür
görenler baş indirir ibrahim ethem misin

yüzün didar nurudur saçın miraç dünüdür
gören canın unutur fahr-i alem sen misin

yunus sevdiğin gözle aşk yolunu key izle
razı gönülde gizli söze hakim sen misin

-
irgörmek ulaştırmak
dün gece
key iyi
raz sır
devamını gör...
beni çok derinden yakalamış, mutavassıf ehli şairimizin ezberlenip hatırlanası dörtlüklerinden biri:
"mal sahibi mülk sahibi
hani bunun ilk sahibi
mal da yalan, mülk de yalan
var biraz da sen oyalan."
devamını gör...
şu örnek te çok faydalı ama hırslardan da arınmak lazım:

"hararet nardadır, sacda değildir,
keramet hırkada, tacda değildir,
ne ararsan kendinde ara,
kudüste, mekkede, hacda değildir."
devamını gör...
necip fazıl, bu hak aşığına asırlar sonra seslenmekte ve ona duyduğu özlemi şu mısralarda dile getirmektedir:

kaç mevsim bekleyim daha kapında,
ayağımda zincir, boynumda kement?
beni de, piştiğin bela kabında,
kaynata kaynata buhara kalbet.

bekletme yunus'um, bozuldu bağlar,
düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;
veriyor, ayrılık dolu semalar,
içime bayıltan, acı bir lezzet.

rüzgara bir koku ver ki, hırkandan;
geleyim, izine doğru arkandan;
bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
medet ey şairim, yunus'um medet!
devamını gör...
moğolu kovan, osmanlıyı kuran adam. sağcısı solcusu, ortacısı yolcusu, ılımlısı radikali, liberali faşisti istisnasız bütün toplum katmanlarının saygı ile andığı, üzerinde hem fikir olabileceği tek isim. tükçeyi, önünde diz çöktürüp müslüman yapan adam. taptuk baba nın kapusu.
devamını gör...
cinsiyetsiz bir muser'ın hz. mevlana'nın sözlerini yakıştırdığı şairdir.

sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol.

bu dizeler mevlana'ya aittir, yunus'a değil.
devamını gör...

sakarya nehri kıyısında sivrihisar-sarıköy⒠de oturan yunus, tohumluk buğday almak için hayvanını önüne katarak buğdayın varolduğu hacı bektaş dergahına gitmek üzere yola koyulur. dağda alıç görür dergaha boş gitmemek için bu alıçları toplayarak hayvanına yükler.
vara vara varır günler sonra hacı bektaş dergahına köylü yunus. anlatır derdini dergahtakilere dileği hacı bektaşâ’a iletilir. hacı bektaş, yunustaki üstün kişiliği sezer ve kendisine sordurur.
â“buğday yerine nefes versek olmaz mı?. yunus ille de buğday ister. hacı bektaş, her alıca karşılık bir nefes verelim der. yunus, yine de buğday┠diye diretir. bunu üzerine hacı bektaş, fakir yunus⒠a götürebileceği kadar buğday verilmesini emreder.
sevine sevine köyüne dönerken yolda bir düşünce alır yunus⒠u kendi kendine, büyük bir insan olmasaydı buğday vermezdi bana. bir çuval buğday böyle bir insandan daha mı değerli?
ne çiğlik ettiğini anlayarak geri döner. dergaha vardığında â“alın buğdayı, bana nefes verin┠der. durum hacı bektaşâ’ a iletilir. hacı bektaş, â“onun kilidini taptuk emre⒠ye verdik. varsın oraya gitsin kilidi orada açılacak. ┠der. köylü yunus bu kez buğdayını da alarak eskişehir⒠deki â“taptuk emre┠dergahına yollanır.
hacı bektaşâ’ ta kilidi kapanan â“yunus┠taptuk⒠un dergahına yollanır. o zamanki dergahlar, 1944 yıllarında ülkemizde açılan ve kısa bir süre sonra kapatılan ⓠköy enstitüleri ⓠgibi idi. kimi bahçede, tarlada, bostanda. kimi temizlikte, inşaata çalışır. kimi aş pişirir, kimisi bir başka iş görür eğitim saatleri dışında. yunusâ’a da dağdan odun taşıma işini verirler. kırk yıl odun taşır dergaha yunus. her seferinde düz odun getirdiğini görenler yunusâ’a sorar. â“dağ da hiç eğri odun yok mu?. . sen hep düz odun getiriyorsun. ┠yunusâ’un verdiği cevap ilginçtir. â“bu ocakta eğri insan yok ki bende eğri odun getireyim.â”

kırk yıl süre içinde yunus pişer, olgunlaşır ve dergahın gözdesi olur. taptuk emre ve karısı anabacı gibi pek severler yunus⒠u. cemlerde, divanlarda yunus, şiirleriyle herkesi hayrette bırakır. taptuk emre, yunus⒠a olan bu sevgisini, çok sevdiği kızını yunus emre⒠ye nişanlayarak gösterir. yunus emreâ’ye olan bu özel ilgiyi diğer dervişler kıskanır. yunus⒠u her seferinde işleyerek bir gün gizlice dergahı terk etmesine neden olurlar.

yolda yunus gide gide tanımadığı yedi ermiş kişiye yoldaş olur. her gün sabah - öğlen - akşam bu yedi ermiş sıra ile dua ederek gaipten sofra indirirler. yunus, kimliğini açıklamaz bu yedi ermişe. kendisine sıra geldiğinde heyecanlanır. tanrısına şöyle yakarır. â“ya rabbim, bu insanlar kimin için dua ettilerse, beni de ulu kişinin yüzü suyu hürmetine bağışlayarak mahcup etme. â“yunus⒠a o akşam iki sofra birden iner. bu farklı sofra nedeniyle erenler şaşırır sorarlar. â“sen kimin için dua ettin ki bu iki sofra birden indi?â”

o da: â“siz kimin için dua ettinizse, bende onun için dua ettim┠der. erenler ⓠbiz taptukâ’un dervişlerinden yunus için dua ettik┠derler.

bu olaydan sonra yunus, ermiş olduğunun ve dergahı gizlice terketmekle pirine karşı büyük bir hata yaptığının farkına vararak yoldaşlarından gizlice ayrılıp dergahın yolunu tutar. dergaha vardığında taptuk emreâ’nin hanımı â“anabacıya sığınır. kendisine af diler. anabacıâ’dan piri ile arasında arabulucu olmasını ister.

yunus⒠un yakarmalarına karşı koymayan anabacı, arabuluculuğu kabul ederek der ki: â“yarın sabah tekkenin eşiğine yat. taptuk, abdest almak için dışarı çıktığında ayağı sana takılır. gözleri iyi görmediği için bana sorar. ben de yunus derim. hangi yunus derse çekil git. yok eğer bizim yunus mu derse anla ki seni unutmamıştır. o zaman ayaklarına kapan. seni affeder. ┠der.

yunus, ikinci günün sabahı anabacının dediği şekilde kapının eşiğine uzanarak yatar. taptuk emre sabahleyin dışarı çıktığında ayağı yunus⒠a takılır. â“kim bu?. . ┠deyince anabacı, yunus der. taptuk emre â“bizim yunus mu?┠der demez, ayaklarına kapanır yunus. büyük hata yaptığını söyleyerek af diler. kendisini hiç unutmamış taptuk emreâ’de, â“af dilemen kabul edilmiştir. biz seni sevdiğimiz için hiç unutmadık. ┠der. günler sonra, nasıl affedildiğini soranlara şu dörtlüğü ile yanıt verir:

â“hakkı nasıl bulursun

hakka kul olmayınca

erenler eşiğine

yaslanıp yatmayıncaâ”

http://www.bozhuyuk.org/Kyu...
devamını gör...
ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
sen kendini bilmezsin
ya nice okumaktır

okumaktan murat ne
kişi hak'kı bilmektir
çün okudun bilmezsin
ha bir kuru emektir

okudum bildim deme
çok taat kıldım deme
eğer hak bilmez isen
abes yere yelmektir

dört kitabın ma'nisi
bellidir bir elifte
sen elifi bilmezsin
bu nice okumaktır

yiğirmi dokuz hece
okursun uçtan uca
sen elif dersin hoca
ma'nisi ne demektir

yunus emre der hoca
gerekse bin var hacca
hepisinden iyice
bir gönüle girmektir

demiş, ne doğru söylemiştir.
devamını gör...
hacı bektaş veli dergahında pişmiş olan taptuk emre'nin biricik talibi... insan-ı kamil... pir... çok da önemli olmamasına rağmen bektaşi olduğu bilinmeyen derviş...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar