yusuf atılgan

oğuz atay tutunamayanlar romanını kendisine gönderdiği halde yusuf atılgan onu okumamıştır. oğuz atay öldükten sonra pişmanlığını dile getirmiştir ama ne fayda. bilinçakışının dedelerindendir. o olmasaydı belki de tutunamayanlar da olmazdı.

aylak adam diyorum, bir de aylak adam.
devamını gör...
birinci şube'de yaşadıklarından ve cezaevi sürecinden sonra hacırahmanlı köyü'ne dönmüş, orada yaşamıştır. sonradan istanbul'a avdet etmiş, tekrar evlenmiştir. aylak adam, anayurt oteli, canistan ve öykülerinde konuşan anlatıcı sanki hep aynı adamdır. bilinçakışı mıdır yazdıkları, bilemem. ama "modern"lerin tarif ettiği "modern"in içindendir, evet. o olmazsa, tutunamayanlar olmaz mıydı, bundan da emin değilim. ama o olmasa, "bir gün tek başına" olmazdı, bunu biliyorum. çünkü türkali'nin kendisi, "bir gün tek başına"daki kenan'ın, atılgan'dan ilhamla yazıldığını söylemiştir.

"yusuf atılgan'a armağan" kitabı içinde, ahmet oktay'ın, bilbaşar'la atılgan'ı "taşra" bağlamında karşılaştırdığı şahane bir yazısı mevcuttur. ayrıca, nurdan gürbilek, onu ve hocası tanpınar'ı birlikte okumak gibi bir metne girişmiş; ikisini de ıskalayarak sadece "önemli bir yazı" efekti bırakan bir metne imza atmıştır. kapağı beyaz olan kitaptaydı bu yazı da, şimdi adını hatırlayamiciim.
devamını gör...
yazdığı aylak adam adlı romanı ile, “oğuz atay’dan önce yusuf atılgan vardı.’’dedirten bir yazar olarak, avrupa’da ıı.dünya savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve bunalım edebiyatı diye adlandırılan bu devirden, ‘‘kriz,sıkışma,zorlanma,ezilme,bastırılmış halde olma,psikolojik tehlikeli bir durumda bulunma’’gibi özellikleri alarak kahramanları ile beraber içinde yaşadığı toplumun baskıcı ve görünmeyen kurallarına yabancılaşan yazarlarımızdan belki de ilki kabul edebiliriz yusuf atılgan’ı.

yusuf atılgan’ın kahramanları kimi zaman yalıtılmış ve soyutlanmış tiplerdir.fakat bu yalıtılma her ne kadar ‘bunalma’ üzerine kurulmuşsa da,toplumsal olan ile kesin çizgilerle ayrılmamıştır.gerek zeberced gerekse ‘bay c.’ insanlar arasında yalnız iki tiptir.
devamını gör...
1921'de manisa'da doğdu.manisa ortaokulu'nu ,balıkesir lisesi'ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümünü bitirdi.
roman:aylak adam(1959),anayurt oteli(1973),canistan(2000)
öykü:bodur minareden öte(1960),eylemci(bütün öyküleri;1992)
aylak adam ve anayurt oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işlemiştir.
devamını gör...
-----------------------------------iktibas---------------------------------
zamanın, yeni bir diyeceği olmayanları ve işin kolayına kaçanları ayıklayacağını söyler yusuf atılgan. az eser vermesine rağmen zaman süzgecinin üstünde kalabilmiş, türk edebiyatına farklı bir soluk getirmiş bir yazardır.
-----------------------------------iktibas---------------------------------
öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, yusuf atılgan nam romancı yeni olan hiçbir şey söylememiştir, bu zatı gündemde tutan belirli edebiyat çevrelerinin gündem oluşturucu tavrından kaynaklanmaktadır, yusuf atılgan yıllardır söylenen şeyleri sadece yeni bir teknikle söylemiştir o kadar, yani türk edebiyatına postmodern edebiyatı biçimlerini mesela bilinçakışı tekniğini getirerek devamlı işaret edilen roman dünyasının popülist meselelerinden biri olan yabancılaşmayı herkesin yaptığı gibi değil de daha farklı bir biçimde işlemiştir. bu yabancılaşma mevzuunu ele alacak olursak, camus'un bu konu üzerine eğildiği bir roman dünyasında atılgan pek de gerekli bir romancı değildir, zaten bu konuda en yetkin örnekler verilmişken-bunun batıcı bir tavır takınmakla en ufak bir ilgisi bulunmamaktadır- sırf yeni biçim denemeleriyle temcit pilavı gibi, aynı şeyleri gevelemek tekrara düşmekten başka bir şey değildir. durumun daha vahim bir yanı ise, o dönemde yani atılgan'ın roman yazdığı dönemde türk insanında yabancılaşma diye bir konu mevzu bahis bile değildi, birtakım jakoben kesimin kendi entelektüel masturbasyonunu sanki bu toprakların derdiymiş gibi anlatmak gülünç hatta acıncası bir olay. bu minvalde oğuz atay'ı da ele alabiliriz, tamam kabul etmemek ahmaklık olur gerek atay gerekse atılgan yeni biçimler denemişlerdir ama sadece bu kadar ötesi yok, ismet özel de zaten 'tutunamayanlar' için boşuna 'boyama kitabı' dememektedir, yine ismet özel, oğuz atay için: 'belgin doruk nasıl güzellik yarışması sonucuyla oyuncu olduysa, oğuz atay da roman yarışması ile romancı olmuştur' demiştir. atılgan ve atay-ki bunlar aynı şeyleri hemen hemen aynı tekniklerle yazmıştır-sadece bir tekniği ne kadar iyi kullanabildiklerini göstermişlerdir, sonuç olarak sadra şifa olacak tek kelime etmemişlerdir, evet tek kelime bile etmemişlerdir. yoksa bu toprakların müslüman türk gencinin anayurt otelinde, tutunamamayanlarda, tehlikeli oyunlarda, aylak adamda kendi hayatından ve inancından bulabileceği hiçbir şey yoktur. aksini iddia eden bir adım öne gelsin. müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. amin.

edit:bugün bile onca şeye rağmen, türk insanında yabancılaşma diye bir şey yoktur.
devamını gör...


--- alıntı ---

dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaylardaki tutamaklar gibi.uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne;kimi işine,sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır.herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır.gülünçlüğünü fark etmez

--- alıntı ---

devamını gör...
1955 yılında tercüman gazetesinin düzenlediği hikaye yarışmasına iki eserle katılmış. iki farklı isim kullanmış ve ziya atılgan adıyla "kümesin ötesi", nevzat çorum adıyla da "evdeki" isimli hikaye ile katıldığı yarışmada "evdeki" birinci olmuş, "kümesin ötesi" ise yedinci.

ayrıca, öğretmenlik yaparken komunist parti üyeliğinden dolayı tutuklanmış, 6 ay hapis yatmış sonra öğretmenlikten men edilmiş ve babasının ölümü üzerine de gidip memleketinde bir süre çiftçilik yapmıştır.

eserlerinde bilinç akışı tekniğini ustalıkla kullanmıştır.

(bkz: anayurt oteli)
devamını gör...
aylak adam;
"dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaylardaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez."

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar