yüzüklerin efendisi

j.r.r. tolkienin the lord of the rings isimli kitabından çevrilen filmin tükçe ismidir.ingilizcesi yüzüklerin lordudur ama türkçeye bu şekilde çevrilmiş ve iyi de edilmiştir.film çevrilirken tolkien hayranları yapımcının kitabı mahvedeceğini düşünerek çok tepki gösterselerde filmi izleyince yanıldıklarını kabul etmişlerdir.çünkü filmin kitabın orjinaline büyük oranda sadık kalınarak ve gereksiz kısaltmalar yapılmadan 3 saat gibi çok uzun sayılabilecek bir süresi vardır.film bu konuda öncü olmuş ve avatar vb.filmlerde kendisini takip ederek uzun süreli çekilmiştir...

(bkz:the lord of the rings)
devamını gör...
harika müzikleri olan bir film.
--- alıntı ---

dev ekranın önünde 100 kişilik koro ekibi ve 86 kişilik senfoni orkestrası ile eşsiz bir müzik şöleni…

fantastik dünyanın kulaklarımıza kazınan, sahneleriyle de özdeşleşen the lord of the rings filminin müzikleri istanbul’a geliyor.


howard shore’un bestelediği efsane müzikler, filarmonia istanbul orkestrası ile zorlu performans sanatları‘nda dinleyicilerle buluşacak. sadece 2 gün gerçekleşecek etkinlik 2-3 nisan 2016 tarihlerinde olacak.

--- alıntı ---

http://frpnet.net/haberler/...
devamını gör...
bu başlığa nasıl olur da 10 entryli yazılır anlamış değilim. ne güzel filmdi ya, oyunu da ayrı güzeldi. körü körüne bağlanma duyguma ilk bu filmde başlamıştım. bütün film cdlerimi bi yere yüzüklerin efendisi serisini ayrı bir yere koyardım.
devamını gör...
kitabını okuyacak arkadaşlar var ise ilk kitap sayfa 170'e kadar sıkıcı gelebilir. asıl ondan sonra başlıyor bilginize. çok severiz. ilk çıktığı zaman babam, digitürk'den para verip almıştı. bu efsane film demişti. o zamandan beri ne zaman aklımıza gelse izleriz. ben, 4 ayda bi kitapları da okuyorum o ayrı.
devamını gör...
hayatımda hiçbir şeyin fanboyu olmamama rağmen fanboyu olmaktan gurur duyacağım bir kitap serisidir ancak benim anlamadığım bir nokta var filmiyle alakalı.

şimdi bu yüzüğü takan herkes görünmez oluyorsa niye sauron ilk filmin başındaki savaş sahnesinde görünmez değil? tüm sırrı bozmuş olabilirim bilemiyorum.*
devamını gör...
sauron maia olduğu için görünmez olma gibi bir durumu yok.
ayrıca güç yüzüğünün sahibi de kendisi, yüzük gücünü sauron'dan alıyor yani bir nevi; bu sebeple de güç yüzüğü sauron için hüküm sahibi olamıyor.
tanım: film aleminin en etkili serisidir bence.
devamını gör...
birinci dünya savaşı ve cepheleri ile karşılaştırmalı olarak kitap serisini okumalı. yazarı john ronald reuel tolkien'in savaşmış olduğu birinci dünya savaşının ve küçük hobbitlerin köyüne benzeyen köyünün eserine etkileri olduğu söyleniyor. aşağıda torunuyla yapılan bir röportajdan alıntı var;
--- alıntı ---
torunu simon tolkien anlatıyor…

büyükbabam jrr tolkien ben on dört yaşındayken öldü. onunla ilgili anılarım oldukça net ama onu genellikle çocukluğumda beni en çok etkilediği haliyle hatırlıyorum: üstünde kadife ceketi ve ağzında piposuyla. yağmurlu günlerde deniz kenarındaki otelin lobisinde kelime oyunları oynardık. ya da sahile iner, dalgaları izlerdik. beni eğlendirmek için bir kutu kibriti havaya saçardı, sonra da onların yükselişini ve düşüşünü birlikte izlerdik.

aslında bu anılar büyükbabamın gerçekte nasıl biri olduğu ya da sahip olduğu o yüce bilgeliğiyle beni tıpkı büyük bir ağaç gibi nasıl sardığı hakkında hiçbir şey anlatamaz. sadece inancı hakkında bilgi sahibi edebilir sizi. akşamları birlikte dualar okurken sesindeki duyguyu unutamam. ya da pazar günleri kiliseye gittiğimizde herkes ayaktayken onun diz çökmek için ısrar ettiğinde ya da herkes ingilizce konuşurken onun inatla latince cevap verdiğinde hissettiğim o utancı da ifade edemem.

tüm bu davranışlarında kişiliğine dair bir ipucu vardı: kendine ve düşüncelerine olan etkileyici ve sarsılmaz güveni. elbette o zamanlar sahip olduğu bu koyu hıristiyanlığıyla yarattığı çoktanrılı dünyayı nasıl bağdaştırabildiğini merak ederdim.

sonraları büyükbabamın yalnızca yüzüklerin efendisi’nin yazarı olmadığını, aynı zamanda birçok dili konuşan ve okuyan ve kendi alanında dünya çapında bir uzman olarak tanınan entelektüel bir dev olduğunu fark ettim. babam ise büyükbabamın ölümünden bu yana geçen kırk üç yılda kendini onun yayımlanmamış çalışmalarını düzenlemeye adadı ve şimdiye kadar yirmiden fazla kitabı toparladı.

ben de kendimi bir cüce gibi hissediyorum. nasıl hissetmeyeyim ki? orta yaşlarıma ulaşmışken kendimde olan bir şeyleri ortaya çıkarmaya, yazar olmaya çalışıyorum. hep birinci dünya savaşı hakkında yazmak istedim. çocukluğumun geçtiği küçük ingiliz kasabaları, evlerine bir daha hiç dönemeyen askerlerin isimlerinin yazılı olduğu savaş anıtlarıyla doluydu. bu insanlar evlerinden ilk kez 1914 yılında ayrılmışlardı. büyük maceraya doğru giderken marşlar söylüyorlardı ama gittikleri yer manş denizi’nin ötesindeki bir cehennemdi. savaş kavramı çok değişmişti. birini öldürmek endüstriyel bir sürece dönüşmüştü.

endüstrileşmiş kötülük

savaşla ilgili yazılar yazdıkça büyükbabamı daha çok düşünmeye başladım. kendisi de somme muharebesi’nde savaşmıştı. hatta o yıllara ait bir fotoğrafı da var. asker üniformasıyla ve farklı bıyığıyla ne kadar da yakışıklı ve cesur görünüyor. savaş deneyimlerini anlattığı hiçbir yazısı yok. öbür gaziler gibi o da yaşadığı zor günler hakkında çok nadir konuşurdu.

sonraları yüzüklerin efendisi’ni tekrar okumaya başladığımda savaş hendeklerinde duyduğu korkularından kurtulamadığını fark ettim. orta dünya’daki kötülük de endüstrileşmişti. sauron’un orkları vahşileştirilmiş işçilerdi. saruman’ın ise metal dişlilerde oluşan bir aklı vardı. mordor ve ısengard’ın ıssızlığı da 1916’ın cepheler arası tampon bölgelerini andırıyordu.

frodo ve sam’in arayışlarının son dönemlerindeki yoldaşlığıysa zor dönemlerden geçen ingiliz askerlerinin arasındaki derin bağların bir göstergesiydi. tüm askerler, yüzüklerin efendisi’nde geçen erdemlerin en üstünde tutulan cesarete sahipti. savaş bittiğindeyse frodo, sahip oldukları görünmez yaralarla, bir zamanlar oldukları insanların solgun bir gölgesi gibi eve dönen gazilerle aynı kaderi paylaşıyordu.

sauron yenilmiş olsa bile ondan sonraki dünyanın kökten değiştiğine dair bir düşünce vardır. elflerin batı’ya doğru gitmelerinin ardından bir zamanlar orta dünya’da bulunan masumiyet ve sihir de yok olmuştur. sanırım büyükbabam da büyük savaş sonrası avrupa için böyle düşünüyordu. ona göre “tüm savaşları bitirmek için olan bu savaşa” genç insanları yollamak zorunda olmamız ve bu yetmezmiş gibi bu savaşların hiç sonunun gelmemesi çok korkunç bir gerçekti

çeviren: deniz saldıran

(bbc culture)

--- alıntı ---
devamını gör...
daha bugun karsima cikan hafızamı sorgulatan film /kitap serisi. basrol oyuncusunun adini hatirlayamadim. frida miydi lan acaba diye dusundum . sonuc google sag olsun. frodoymus.
mevzudan ne kadar uzak oldugum yukardadır. *
devamını gör...
boromir’in ölümüne bir ben mi üzüldüm dediğim seri. kitaplar için değil ama filmi he daim hayırla yad edilecektir. gelmez bir daha böyle bir seri.

arwen’in askerleriyiz!!
devamını gör...
üçlemenin ilk filmi olan yüzük kardeşliğinin sonunda, salondan çıkarken şöyle bi yoruma denk gelmiştim, yanındaki manitasına artizlik yapmaya çalışan bi abi tarafından ; "yeeeaa filmin sonunu iyi bağlayamamış yönetmen, havada kalmış film." *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar