zevk alınan ufak sapıklıklar

yaptığımız zaman zevk aldığımız tuhaf şeylerdir.

ağzımda bir aft çıktığı zaman verdiği acıya dayanamıyorum ve oraya tuz basıyorum. ilk saniyede beyninizden kurşun girmiş gibi oluyorsunuz ama devamında bu acı insana zevk veriyor. kalbin ritminin artması ve yavaş yavaş inmesi bunda etkili sanırım. insanda en zor yükselen hormon adrenalin hormonudur ve bu hormon insanı güçlendirir. aftın oldugu yere tuz basınca da sanirim adrenalin yükseliyor. bilimsel izahı bu.
devamını gör...
sakallarımla oynayıp zaman zaman yolmayı seviyorum. gittiğim yerlere de bu şekilde bir parçamı bırakıyorum. ileride bulup araştırma yaptıklarında 'aaa bu şair-yazar husûfun sakalıymış' desinler diye hep.
devamını gör...
camı ve kapısı kapalı banyonun her bir tarafını domestos ve cifle ovuyorum. yogun bir koku oluyor ama rahatsız olmayı geçtim tam tersine zevk alıyorum. bir gün ölebilirim bu zaafımdan. bunun haricinde deterjanları, yumuşatıcıları, cifi icime ceke çeke koklarım arada. hatta cifi yiyesim geliyor. tamam sustum. *
devamını gör...
kantarın topuzu kaçarsa nur topu gibi bir sapık olunacak sapıklıklar toplamıdır. bu toplam; yapılan, eylenen sapıklıkların tek tek toplamından büyüktür. konuyu saptırmadan gelelim sapıklıklara. bizzat denenmiş ve mahsuru olmadığı görülmüştür:

- asansör sapıklığı: asansörün içinde uygulanan sapıklıktır. konu ve hedef kitle sizin bizzat kendinizdir. asansörde hele ayna varsa, öf, öf, öf! tadından yenmeyen sapkınlıktır. yüzünüzü ağzınızı eğerek, bükerek, yamultarak belirsiz bir gücün etkisi altına girer ve yok yere rahatlarsınız. ya da ibrahim tatlısesin hani şu dey dey dey! deyip dizlerini kıvırarak oynadığı oyunu da oynarsanız, bu sapkınlığınız kemale erer.

-büfeden farklı bir ses tonu kullanarak gaste almaya çalışma sapıklığı: şu kardeşiniz bunu her sabah dentur beşiktaş iskelesinin orda( hani önünde sabah simit falan satıyorlar, hatta bu aralar dünyaya gözlerini yarım açmış bir çinli ıvır zıvırlar satıyor) icra etmekteyim. bunun için gerekli olan şeyler bizzat siz ve biraz cesaret! büfeye yaklaşın ve bir böyle yıldo, böyle bir adnan şenses ya da incelmiş böyle grip olmuş bir ses tonuyla gaste isteyin. yapın güleceksiniz. hergün farklı bir ses tonuyla deneyin her güne gülümseyerek başlayın

-otobüsteki sapkınlıklar: en arkaya, dörtlü koltuğun oraya geçip ayakta durarak yapılan sapıklıktır. durduğunuz yerde otobüsün arka camından bakıyor gibi yapıp oturan kişinin alnına doğru bakarsınız. kesinlikle sizin onun yüzünüze baktığınızı anlamayacaktır. müsterih olun, sapıklığın tadını çıkarın.

-oğuz atay sapıklığı: bir kitapçıya gidip oğuz atay’ın “tutunamayanlar” eserini “tutturamayanlar” ya da “oturamayanlar” şeklinde telaffuz ederek yapılan sapıklıktır. bu büyük hatayı düzeltmek için etraftan can havliyle atılanlar zevke zevk katacaktır.

-şüpheli hareketler yapıp güvenlik elemanlarına ter döktürme sapıklığı: bu sapkınlık bendenizde her markete girişte defaatle (default) nükseden bir sapıklıktır. markete girer girmez güvenlikle şöyle bir enseye tokat göte parmak göz teması kurar kurmaz gözlerinizi kaçırırsınız. sonra bir standın yanına geçip bir güvenliğe bir standa bakarsınız. artık güvenlik elemanı ağınıza düşmüştür. tadını çıkartın.(aynısının polise uygulanması sakıncalıdır; manyak mısınız olumdur)

-paranın üstü alınırken yapılan sapıklıklar: muhtemelen o zibidi esnaf daha yenicek bankadan çektiğiniz gıcırdayan parayı ışığa tutarak test edecektir. altında kalmamak için son derece ciddi bir edayla verilen tüm bozuklukları siz de ışığa tutar ya da dişinizde test edersiniz. bu da esnaf tayfasına kapak olur!

-telefonda suskun kalarak yapılan sapıklık: telefonda konuşma doğal seyrinde devam ederken susmaktır. bu durumda muhatap alo alo alo dedikçe içinizin yağları eriyecektir.

-olmadık zamanda arabesk söyleme sapıklığı: bunun için kelli felli giyinip nişantaşının en civcivli saatleri beklenir. sokakta beş metre ilerden gelen kişiyle göz göze gelirsiniz ve nil karaibrahimgil’in “modern zamanlarda aşk unutulmuş mudur?” parçasını müslüm gürses tadında çi köfte yemişçesine çığırırsınız.
devamını gör...
5 aylık yeğenim yerdeki içi su dolu biberonu almak için emeklerken, biberonu alıp odanın uzak bir köşesine koyuyorum. garibim tekrar oraya zar zor giderken tam aldım derken tekrar alıp diğer köşeye koyuyorum. garibim arada oturup bana küçük emrah bakışı atıyor.
devamını gör...
coca cola'yı protesto ederek islam dünyasını kurtarmayı düşünen tatlı su mücahiti akrabalarıma iftar davetlerine elimde 2,5 litrelik cola alıp gidiyorum. misafir ve iftar daveti olduğu için kimselerin sesi de çıkmıyor. yarın nasipse yine bi davet var. yine aynısını yapacağım. yemediğim tatlıya 35-40 tl vermekten iyidir.
devamını gör...
gözüme kestirdiğim birini, tek bir argo kelime kullanmadan iğneleyip bana çemkirmesini sağlamak ve ardından küt diye iletişimi kesmek.

efendi insan maskeli birinin, maskesini kendi eliyle canhıraş sıyırıp çirkefleşirken onu kendi ile başbaşa bırakmak inanılmaz haz veriyor.

evet, içinizdeki sapık konuşuyor*
devamını gör...
mumu eritip ellerime dökmek çok keyifli.
yanmakla yanmamak arasındaki o ince acı duygusu keyifli.
bir de siyah nokta sıkma videoları (iltihap falan olmayanlardan bahsediyorum) acayip bir huzur veriyor.
psikiyatrist varsa alırım bir dal.!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar